Cheap Web Hosting | Free Web Hosting | Dedicated Servers | Windows Hosting | Free Web Space | Trade Show Displays | GoDaddy Coupon Codes | FrontPage Hosting | Business Hosting
cheap web hosting
Search the Web

BURDAKİ BİLGİLER TANGOWEB SİTESİNDEN ALINMIŞTIR. BAZI DÜŞÜNCELERE KATILMIYORUZ . 

Türkiye çoğrafyasında faaliyet gösteren radikal yapılanmaların web siteleri için lütfen tıklayın

RADİKAL ÖRGÜTLER

15 Mayıs Örgütü

TANIMI
1979 yılında Wadi Haddad'ın liderliğini yaptığı " Filistin Halk Kurtuluş Cephesi - Özel Operasyonlar Grubu " ndan ayrılanlarca kurulmuştur. Liderliğini, Filistin çevrelerinde Abu İbrahim  veya Bombacı olarak da bilinen Muhammed Al Umari yapmıştır.
Örgüt, hiç bir zaman Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)'nün bir parçası olmamıştır. Örgüt, 1980'li yılların ortasında çekirdek kadrosunun önemli bir kısmının Albay Hawari'nin El Fetih Özel Operasyonlar Grubu 'na katılmasıyla dağılmıştır.
FAALİYETLERİ
1980'li yılların başından ortalarına kadar, aralarında Londra'da bir otel (1980), EL-AL Havayolları'nın Roma ve İstanbul Büroları (1981) ile İsrail'in Atina ve Viyana Büyükelçileri'nin bombalanmasının (1981) da bulunduğu bir çok bombalama eylemi gerçekleştirmiştir.
ABD karşıtı eylemler ise; Rio de Janerio'da bir PAN-AM yolcu uçağına bombalı saldırı girişimi ve Ağustos 1982'de Tokyo-Honolulu seferini yapan bir PAN-AM uçağının bombalanmasını içermektedir.
GÜCÜ
1980'lerin başında 50-60 kişi civarındadır.
YERLEŞİM/FAALİYET ALANI
1984 yılına kadar Bağdat. Dağılmadan önce Orta Doğu, Avrupa ve Doğu Asya'da faaliyet göstermiş olup, Abu İbrahim'in Irak'ta olduğu belirtilmektedir.
DIŞ YARDIM
1984 yılına kadar Irak'tan lojistik ve maddî yardım aldığı tahmin edilmektedir

1 Ekim Antifaşist Direniş Grubu (GRAPO)

TANIMI

1975 yılında kurulan, Maocu, küçük, kentli bir  gruptur. " Yeniden Kurulan Komünist Partisi " ile ilişkili olduğu tahmin edilmektedir.
İspanya'dan ABD Askeri Kuvvetleri'ni çıkararak, devrimci bir rejim kurulmasını amaçlamaktadır.

FAALİYETLERİ

1980'lerin başında ABD ve NATO birimlerine karşı küçük seviyeli bombalı eylemler gerçekleştirmiştir.
İmkân ve kâbiliyeti 1985 yılındaki tutuklamalarla sınırlandırılmıştır.
GRAPO, 1991 yılında, Madrid dışındaki NATO Petrol Boru Hattı'na yönelik bombalama eylemini üstlenmiştir.

GÜCÜ
Yaklaşık 10-12 eylemcisi bulunmaktadır.
YERLEŞİM / FAALİYET ALANI
İspanya
DIŞ YARDIM
Fransız Doğrudan Eylem ve İtalya Kızıl Tugaylar örgütleri ile iltisaklı olduğu yönünde bilgiler mevcuttur.
Alman RAF örgütü ile de bağlantılıdır.

17 KASIM  ÖRGÜTÜ

ABD-Yunanistan ilişkileri son günlerde hayli gergin boyutlara ulaştı. Simitis yönetimi bu tatsız gelişmeyi önlemeye çalışıyorsa da, Komünist Partisi (KKE) gerginliği tırmandırmak için, yandaşlarını, ellerine, orak-çekiçli kızıl bayraklar vererek sokaklara döktü. Hedef, ABD…ve Yunanistan'daki Amerikan Elçiliği.. 
Bu da Washington'da sinirlilik yaratmaya yetiyor.

İki dost ve müttefik ülke arasında patlak veren bu tatsız gelişmenin nedeni, Yunanistan'ın 24 yıldan beri kucak açtığı "17 Kasım" (17K) terör örgütünün varlığı olmuştur.

ABD, bu terör örgütünü Yunanistan'da görevli vatandaşlarının ve müttefiği olan ülkelerin diplomatlarını hedef alan eylemlerde bulunmakla suçlarken, Yunanistan, 1975'den beri bu konuda derin bir sessizliğe gömülmüş, "17 K"ya adeta sahiplenmiştir.

Türkiye, 24 yıl Yunanistan'ın "Terörizme kucak açtığını" dünyaya anlatmaya çalışırken, ABD hariç diğer bütün müttefikleri Türkiye'nin bu konudaki hassasiyetini ciddiye almamış, Ankara'yı Türk-Yunan ilişkilerini gerginleştirmekle suçlamışlardı. Ve sonunda, "17 K"ın namlusu İngilizlere, Almanlara ve Hollandalılara yönelince Türkiye'nin haklı olduğu ancak o zaman kabul edildi.

Türk-Yunan ilişkilerinin bu hassas döneminde "17 K" terör örgütünün dosyasını açacak olursak, ne yazık ki bu dosyadan gün ışığına çıkacak bilgiler, komşularımızı düş kırıklığına uğratacak. Zaten bu gerçeği onlarda biliyorlar ama bunu bir FİLOTİMO (haysiyet) meselesi yaparak susuyorlar.

"17 KASIM" TERÖR ÖRGÜTÜ ADINI NEREDEN ALDI ?

"17 K" terör örgütü adını, 1973 günü Atina Politeknik öğrencilerinin Cunta yönetimine karşı ayaklandıkları gün olan 17 Kasım'dan almıştır.

Her yıl ABD karşıtı gösterilerle gündeme gelen 17 Kasım günü, ayaklanmanın patlak verdiği 1973 de Atina'da görevli oldukları için olaylara tanık olan yabancı diplomatlar ve gazetecilerin anlattıkları hayli ilginçtir. Bu anlatılanlar defalarca Yunan ve dünya basınında da yer almıştır.

Öğrencileri, Cunta Yönetimine karşı ayaklandıran Atina'daki Fransız Elçiliği'nin Kültür Ataşesiydi. Bu kişi aslında Fransız İstihbarat Örgütünün ajanıydı. Öğrencilerin Atina'da yaptıkları sokak gösterileri sırasında polis ve asker, gençlerin üzerine ateş açmışlardı. Kan dökülmeye başlayınca öğrenciler Politeknik binasına sığındılar. Çatışmalarda çok sayıda öğrenci yaralanmıştı.

İşin en ilginç yanı Fransızların o günlerde Yunanlılara sattıkları AMX tankları Politeknik'in demir kapılarını devirerek içeri girmiş, önüne çıkanı ezip geçmişti.
Çok zor durumda kalan öğrenciler, kurdukları bir radyo kanalıyla halktan ilaç ve yardım istemişlerdi.

Politeknik radyosundan yardım çağrısında bulunan öğrenci Maria Damanaki idi. Damanaki, Yunanlı komünistlerin lideridir. Babası üst rütbeli emekli bir subaydır.

Bu arada Fransa Elçiliğine de telefon ederek yaralı arkadaşları için ilaç istemişlerdi. Ancak Elçilik telefonu yüzlerine kapatınca, hareketi başlatan öğrenciler kızgınlıkla Fransızları lanetliyerek: "Bizi kışkırttılar şimdi de ölüme terkediyorlar" diye radyodan Yunan halkına ve yabancı gazetecilere ulaştırdıkları notlarla bu tepkilerini duyurmuşlardı.

Ayaklanma sırasında öğrenciler arasına karışan sivil giyinmiş askeri polislerin provokatörlük yaptıkları, onları tanıyıp teşhis edenler olunca, çok tartışılmıştı. Bunların üniversite cıvarındaki binaların çatısına çıkarak dürbünlü tüfeklerle Politeknik olaylarını izlemek için toplanan halkı ve öğrencileri hedef alarak üzerlerine ateş ettikleri, yaklaşık 80-90 kişiyi vurdukları da Diktatörlüğün çöküşünden sonra basında yer almıştı. Bu olaylar sırasında Tuğgeneral Yoannidis Askeri Polis şefiydi ve sivillere ateş açtırarak öğrenci ayaklanmasını bir çatışmaya dönüşmesinden bir hafta sonra, Cunta lideri Papadopulos'a karşı bir darbe yaparak yönetimi ele geçirmişti.

İşin en ilginç yanı 20 Temmuzdan sonra demokrasiye dönüşün ilk günlerinde, Yunan halkı, ellerinde Fransız bayraklarıyla yollara dökülmüş, Amerika aleyhine gösteriler yapmışlardı.

Bu arada, 1963'te bir gece, başkasının adına hazırlanmış bir pasaportla Fransa'ya kaçan Başbakan Konstantin Karamanlis, Demokrasinin fatihi olarak Fransa Devlet Başkanı'nın özel uçağıyla Yunanistan'a dönmüştü. Onbir yıl Paris'te yaşayan Karamanlis'in Fransa Devlet Başkanıyla çok özel ilişkilerinin olduğu da ilginç iddialarla Yunan ve Fransız basınında yer almıştı. Bu iddialar arasında Fransız Devlet Başkanının kızkardeşini Karamanlis ile evlendirmek istediği de yer alıyordu. Hatta Fransa'nın, desteğiyle Yunanistan'ın alelacele AB'ye alındığı günlerde, bu üyeliğin Yunanistan'a Karamanlis'e "trahoma" yani evlilik hediyesi olarak verildiği şeklinde değerlendirenler de olmuştu.

Adını Politeknik ayaklanmasından alan "17 K" terör örgütü ilk eylemini, 1975 Kasım ayında CIA'nın Atina'daki istasyon şefi Richard Welch'i öldürerek duyurmuştu. Aynı dönemde Kıbrıs'taki ABD elçisi William Roger'de öldürülmüştü.

Richard Welch Atina'ya atanmadan önce 20 Temmuz günlerinde Kıbrıs'ta görevliydi. ABD elçisiyle CIA şefinin öldürülmesi, Kıbrıs'a Türk müdahelesine
karşı bir misilleme idi.

17 K terör örgütü 1975-76-77 yılları arasında rütbeli 3 polis şefini öldürdü.
Bunlar "17 K"nın izi üzerindeydiler. Onları hedef haline getirenler polis teşkilatı içindeki PASOK sempatizanlarıydı. Bu terör örgütünün cinayetleri 1999'a kadar sürüp geldi.

1975-1981 Yılları arasında "17 K"nın Libya, FKÖ ve Suriye'nin kontrolünde bulunan terör örgütleriyle bağlantıları olduğu tesbit edilmişti.

"17 KASIM" TERÖR ÖRGÜTÜNÜ KİM YARATTI ?

"17 K" terör örgütünü kuran, bugün artık hayatta bulunmayan Andreas Papandreu'dur. Cunta döneminde Yunanistan'dan kaçıp İtalya'ya yerleşen bir grup taraftarıyla Askeri Yönetime karşı eylemlerde bulunmak amacıyla kurduğu PAK adlı terör örgütünün devamı olan "17 K" Yunan insanının nefretini kazanmıştır.

PASOK'un, PAK terör örgütünün bir siyasi yapısı olduğu da iddia ediliyor,
hatta adının harfleri bile bu iddiayı teyid eder niteliktedir. Örneğin PASOK'ta olduğu gibi…

Bu örgüt, Cunta Döneminde (1967-1974) İtalya'da üslenmiş bulunan ve halen PASOK'un milletvekilleri olan bir grup politikacı tarafından, Askeri yönetime yönelik eylemlerde bulunmak amacıyla kurulmuş olan PAK'ın 1974'ten sonraki bir uzantısıdır. PAK'ın diktatörlük döneminde yaptığı tek eylem, Atina'da, bir havuzun kenarında bomba patlatmak olmuştur. Ancak İtalya'da üslenmiş bulunan militanları orada İtalyan terör örgütleriyle ilişki kurmuşlar hatta bunların bir bölümü Libya ve Bekaa Vadisinde Filistin terör örgütleri tarafından eğitilmişlerdir. Diktatörlük döneminin çökmesiyle 1974'de Yunanistan'a döndükten sonra yaptıkları ilk iş, Türkiye ile ABD'nin düşmanları olan Suriye, Libya ve İran İstihbarat örgütleriyle ilişki kurmak oldu. 25 yıl boyunca görülen şu ki, kendilerini demokrasinin ve insan haklarının savunucuları olarak tanıtan bu yeni tür "Salon teröristleri"nin eylemleri, terör kamplarında ellerinde Kalaşnikofla fotoğraflar çekmekten öteye gitmedi. Ancak Türk ve Amerikan insanlarını öldürmeleri için onlara düşman olanların eline silahvermekten de geri kalmadılar.

PAK'ın kurucuları, bugün PASOK'un içinde yerlerini almış politikacılardır.
Bunların arasında adını en fazla duyuran Sifis VALİRAKİS, 1976'da Kıbrıs üzerinden Türk terör örgütlerine silah kaçırırken yakalanmış, PASOK iktidara geldikten sonra Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı'na, atanmıştı. Bu görevi sırasında, Doğu Blokundan sağlanan silahların PKK'ya aktarılması için trafiği kurmuş, daha sonra, bir kez Kamu Düzeni Bakanlığı Müsteşarlığı ve iki kez de Kamu Düzeni Bakanı olarak görev yapmıştır. Bakanlığı döneminde Yunan polis depolarından sözde çalınmış silahların, "17 K" ve "DEV-SOL"un Amerikalılara ve Türklere karşı gerçekleştirdikleri eylemlerde kullanıldığı tesbit edilmiştir.Yunan polisine ait bu silahlardan bir tabanca Türkiye'de teröristlere ait bir hücre evinde bulunmuştur.

Bekaa Vadisi'nde terörist olarak eğitilen ve halen Yunanistan'ın siyasi
yaşamında söz sahibi ve millet vekili olarak görev yapanlardan bazı isimler şunlardır:

* Mihalis HARALAMBİDİS,
*
Hristos KİPUROS,
* Dimitris VUNATSOS,
* Konstandinos TSİMAS,
* Andonis DROSOYANİS,
* Manolis SEİTANİDİS
* PAİPUTLİDİS'dir.
Bunlar sadece deşifre olanlardan birkaçıdır..

"17 KASIM" TERÖR ÖRGÜTÜ'NÜN ARKASINDA KİMLER VAR ?

"17 K"nın harcı yoğurulurken, el atanları sayacak olursak ilginç bir tablo ortaya çıkar. Örneğin Makarios, Doğu Alman İstihbarat Örgütü (Stasi), Suriye İstihbarat Örgütü (Muhaberat), Kaddafi, KGB ve daha birçokları bu terör oluşumunun içinde yerlerini almışlardı.

"17 K", özellikle NATO, ABD ve Türkiye'ye karşı yaratılmış bir terör örgütüdür.

Suriye ve Libya; NATO ve ABD'ye, Makarios; düşmanca hisler beslediği Türkiye'ye, Yunanistan; Kıbrıs'ta Enosis'i ve Ege Denizi'nin bir Yunan denizi olmasını engellediği için Türkiye'yi, yarattıkları teröre hedef göstermişlerdi.
KGB
ile Stasi ise; Batıyı yıpratmak için bu terör örgütünün içinde rol almışlardı. 1999'a gelindiğinde "17 K"nin destekleyicileri bir grup Yunanlı politikacı ile birkaç Kıbrıslı Rum kaldı.

Yunanistan'da bu terör örgütüne kucak açanlarsa; 1975'ten 1981'e kadar
iktidarda bulunan sağcı politikacı Konstantin Karamanlis, Türkiye'ye yönelik terörün yolunu açmak için "17 K"ın faaliyetlerine göz yummuş, tırmandıran ise, 1981'den sonra iktidara gelen PASOK olmuştur.

Atina'da yayımlanan "Tipos" gazetesinde 14 Ekim 1990'da yer alan, terörle
ilgili bir araştırmada, Yunanistan'ın Arap terör örgütleriyle olan ilişkileri şöyle anlatılıyor:

"17 K" örgütünün, Abu Nidal terör grubuyla yakın ilişkileri
bulunmaktadır. Abu Nidal grubunun Avrupa'daki eylemleri için gerekli bütün malzeme "17 K" tarafından sağlanmaktadır. Libyalılar, "17 K"ı, Amerikalılara karşı bir paravan olarak kullandılar. 24 Nisan 1987'de Atina'da havaya uçurulan "Sivil Havacılık Teşkilatı"na ait servis otobüsünün içinde, Amerikalı askerler vardı. Bu otobüsü uçuranlardan Ebu Bekir Kundakar, Yunanistan'da kendisini doktor olarak tanıtıyordu. Hamdi Hüseyin ile Muhammed Mahir ise, Libya İstihbarat örgütünde görev yapan subaylardı. Gerçekleştirdikleri operasyonlarda "17 K"ı paravan olarak kullanmışlardır."

"17 K" terör örgütü 1975'den beri işlediği cinayetlere rağmen örgütün bugüne kadar tek militanı yakalanmış, hakkında en ufak sağlıklı bir bilgi edinilememiştir. Bunun suçunu sadece Yunan polisine yüklememiz haksızlık olacak. Asıl neden, uzun yıllar iktidarda bulunan PASOK iktidarının, güvenlik örgütlerinin kilit noktalarına yerleştirdiği adamlarının terörizmi açıkça korumaları olmuştur.
Yunan basınında zaman zaman bu iddiayı teyid eden yüzlerce haberler yer almıştır. Bunlardan iki örnek aşağıda yer alıyor:

AKROPOLIS, Ekim 1987:

"Yunan polisinin elinde "17 KASIM" ve "ELA" adlı örgütlere darbe inderecek deliller bulunduğu halde, PASOK yüzünden teröristlere bir
şey yapamamaktadır."

APOYEVMATINI, Eylül 1987:

"Yunanistan'da son zamanlarda yakalanan teröristlerin kullandığı silahlar, ordu ve emniyet teşkilatı depolarından çalınan silahların seri numaralarını taşımaktadır."

"17 KASIM" ULUSLARARASI TERÖRÜN PARAVANIDIR

ABD'nin Atina'daki Askeri Ataşesi Deniz Yüzbaşı William Norden'in uzaktan kumandalı bir bomba ile öldürülmesinden sonra katillerin yakalanması için ABD tarafından 500 bin dolarlık bir ödül konması, katilin değilse bile cinayetleri  üslenen "17 K" terör örgütü hakkında bazı bilgilerin açığa çıkmasına yardımcı olmuştu. Amerikalıların William Norden'in katilini bildireceklere vereceklerini ilan ettikleri 500 bin dolarlık ödülü almak için bütün bildiklerini anlatmıştı. Faslının adı, Başi Bayii' idi. Yunanlılara güvenmediği için Amerikalılara yanaşmış ve bütün bildiklerini onlara anlatmıştı. Bayii'nin anlattıkları ilginç bilgilerdi. Bunlar istihbarat örgütlerinin ellerindeki bilgileri doğrulamakla kalmamış, ortaya yepyeni bir tablo yaratmıştı.

Faslı'nın verdiği bilgilere göre; "17 K", Abu Nidal terör örgütüyle işbirliği yapmış, Abu Nidal grubunun Avrupa'daki eylemleri için gerekli olan bütün malzemeyi sağlıyormuş. "17 K", Yunanistan'da Amerikalılara karşı kanlı eylemler yapan Libyalı teröristlere de destek vermiş. 24 Nisan 1987'de Atina'da havaya uçurulan "sivil havacılık teşkilatı"na ait servis otobüsünün içinde, Amerikalı askerler vardı. Bu otobüsü uçuranlardan Ebu Bekir Kundakar, Yunanistan'da kendisini doktor olarak tanıtıyordu. Hamdi Hüseyin ile Muhammed  Mahir ise, Libya İstihbarat örgütünde görev yapan subaylardı. Yunanistan'da terörist olarak faaliyet gösteren Libyalılar, aslında istihbarat örgütünün ajanlarıydı.

1983 Kasım ayında Abu Nidal'in adamları Atina'daki Ürdün Elçiliği'ne mensup bazı diplomatları öldürmeye teşebbüs ettiler. Bu olaydan bir kaç gün sonra,  "17 K" terör örgütü, Amerikalı Askeri Ataşe George Tsantes'i, bir kaç ay sonra da, Atina'daki İngiliz Kültür Ataşesi Kenneth Withly'i öldürdü. Bu arada Amerikalı Binbaşı Robert Cain'i öldürmeye teşebbüs etti.

NATO üyesi iki ülkenin Atina'daki görevlilerinin 1983'te peşpeşe öldürülmelerinden ve Yunan Yönetiminin uyarılara kulak asmaması üzerine 1984 Mart ve Mayıs aylarında bir Amerikan antiterör timi, Atina'da teröristlerin gizlendikleri bir evi bastı. Çıkan çatışmada iki Arap terörist öldürüldü. Canlı yakalananlar da Yunan polisine teslim edildi.

Bu olaydan sonra teröristler "Vradini" gazetesinin sahibi Monferados'u öldürdüler. Amerikalılara yakınlığıyla tanınan Monferatos'un cesedinin yanına teröristler üzerinde "Yunanistan ABD'nin işgalinde değildir" şeklinde bir bildiri bırakmışlardı.

ABD'nin dünyaca isim yapmış "Readers' Digest" dergisinin Haziran 1989 tarihli  sayısında Yunanistan'daki terör faaliyetleri ile ilgili olarak yer alan bir yazıda, Yunan İstihbarat Örgütü'nün Başkanı Kostas Tsimas, Kamu Düzeni Bakanı Sifis Valirakis ve Papandreu'nun Baş Danışmanı Vasilis Konstandineas, Arap teröristlerle Yunan hükümeti adına gizli bağlantıları kuran kişiler oldukları belirtiliyordu.

Yunanistan'daki Amerikalı görevlilere yönelik terör saldırılarının tırmandığı günlerde New York City Tribune gazetesinde yer alan "Yunanlı Teröristler, Amerikan Üs Personelini Hedef Alıyor", başlıklı yazıda şöyle deniliyordu: "Yunan polisi, "17 K"yı araştırırken kendisini "Halk Cephesi Girişimi" olarak tanıtan bir örgütün izine rastladı. Basılan örgüte ait hücre evinde, elçilik binasının  ayrıntılı planları bulundu. Şubat 1980'de Atina Savcısı; "Halk Cephesi Girişimi" üyelerine, ABD, Batı Almanya ve Türkiye Büyükelçilerini öldürmeye teşebbüsle suçlayacaktı. Soruşturma sırasında itirafta bulunan bazı "Halk Cephesi Girişimi" üyeleri, George Habbash'ın Filistin'in Kurtuluşu için Demokratik Halk Cephesi örgütünün kamplarında terör eğitimi gördüklerini söylediler. Andreas Papandreu iktidardan düştükten sonra Yunan Milli  İstihbarat Örgütü'nün başına gelen Angelopulos'un, eski başkan Cimas'ın, Yunanistan'daki terör örgütlerinin faaliyetleriyle ilgili çok önemli dosyaları, görev teslimi sırasında kendisine teslim etmediği için savcılığa başvurarak soruşturma açılmasını istedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 1992'de yayımlanan "1991 Terör Raporu"nda, Yunanistan'ın terör örgütleriyle olan iişkilerine geniş yer verilmiştir. Raporda, Yunanistan'dan kaynaklanan terörün iki hedefi olduğu belirtiliyor. Bu hedeflerden biri Körfez Savaşında Irak'a karşı cephe oluşturan müttefik ülkelerin Atina'daki görevlileri, diğeri de, Kıbrıs'tan dolayı, Türkiye idi.

Raporda, 1991 Eylül ayında, Atina'da, Türk Basın Ataşesinin "17 K" örgütü tarafından öldürülmesinin nedeninin, Türkiye'nin Kıbrıs politikasını protesto etmek olduğu da şöyle yer almıştı:

"Yunanistan'daki terör eylemlerinin gerçek amacı, Kıbrıs nedeniyle Türkiye'ye yönelik milli hislerdir. "17 K" örgütü tarafından 1991 Ekim ayında otomobillerine bomba konarak öldürülen Türk diplomatından önce de, Türk Elçiliği Müsteşarı'nın otomobili de az daha ölümüne yol açacak bir bombalı saldırıya hedef olmuştu. Bu saldırı, Başkan Bush'un Kıbrıs konusunun da görüşüleceği Türkiye ziyaretinden önce gerçekleştirilmişti."

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 1992'de yayımladığı Terör Raporu da, Yunanistan'dan Türkiye'ye yönelik terörün gerçek yüzünü daha açık ve resmi bir şekilde ortaya koymuştu. Başkan Bush'un Türkiye'yi ziyaret edeceği günlerde, Atina'daki Türk diplomatlarıyla birlikte bir Amerikalı pilot da teröristler tarafından öldürülmüştü. Bu Amerikalı pilotun tek suçu, Kuzey Kıbrıs'a gitmiş olmasıydı.

Yunanistan'ın en ciddi gazetelerinden biri olan "Kathimerini" gazetesinde yer alan "FBI'in '17 K' ile İlgili Değerlendirmesi" başlıklı bir haber ise şöyle idi:

"ABD'nin terörle mücadele birimlerinin elde ettikleri bilgilere göre, "17 K" örgütü aşırı sol uçta bulunan bir Türk terör örgütüyle (DEV-SOL) işbirliği yapıyor. Washington kaynaklı bir habere göre, son 10 gün içinde Türk-Yunan terör örgütlerinin yaptıkları işbirliği konusunda Washington'da toplanan bilgiler, ABD'deki antiterör birimleri tarafından değerlendiriliyor. Amerikalı analizciler, Yunanlıların işbirliği yaptıkları Türk terör örgütünün adını vermekten kaçınmışlar, ancak bu gelişmeyi çok ciddi bir durum olarak nitelendirmişlerdir."

Bütün gizliliğine rağmen, "17 K" terör örgütünün gerçekte Yunan Milli İstihbaratı ile organik bir bağı bulunduğu da Yunan basınında ve kamuoyunda defalarca tartışma konusu olmuştur.

Yunanlı tanınmış müzisyen Mikis Teodorakis, Devlet Bakanı olarak görev yaptığı 1992 Ekim ayında, "Apoyevmatini" gazetesinde yayımlanan bir demecinde, "17 K" terör örgütünü şöyle tanımlamıştı:

"17 K" için bir terör şirketi değerlendirmesini yapabiliriz. Bu örgütü oluşturanların ne insanlıkla ne de ideolojilerle uzak yakın hiç bir ilişkileri yoktur. Bunlar, bildiri yayımlayan, silah çalan ve insan öldüren bir cinayet şebekesidir. Bir merkezden aldığı emirleri yerine getirirler. Emirlerin, PASOK'un bir kanadından verildiği de artık biliniyor. "17 K"nın polis, KYP ve ordu içinde de kolları olduğu saptanmıştır."

"17 K"ın Atina'da Türk diplomatlarına yönelik kanlı eyleminden sonra basına yolladığı 24 Ekim 1991 tarihli bildirisi şöyleydi:

"Türk siyasi-askeri rejiminde resmi görevlerde bulunmaları nedeniyle Kıbrıs Elenizmi'ne karşı işlenen cinayetlerden sorumlu olanları vurmaya devam edeceğiz. Son Türk askeri Kıbrıs'tan ayrılıncaya ve Kıbrıs'lı mülteciler işgal edilmiş yerlerdeki evlerine dönünceye kadar vuracağız." Türk Elçilik Müsteşarı, yönetici, danışman ve koruma polisi şoföre karşı Temmuz ayında yapılan eylemden sonraki bildirimizde, bu kişileri Türk siyasi-askeri rejiminde aldıkları mevkiler nedeniyle Kıbrıs Elenizmine, Kürt halkına karşı işlenen cinayetlerden kesinlikle sorumlu oldukları için öldürdüğümüzü belirtmiştik.Türk silahlı direnişi ve Kürdistan'ın kurtuluşu amacıyla Türkiye'de silahlı mücadele sürdüren Kürt çeteci örgütlerini samimiyetle selamlıyoruz."

"Bir devlet, özellikle Türkiye, Kıbrıs topraklarını işgal etmek suretiyle bir cinayet işlerse, Kürtlere karşı işlenen cinayetleri bir kenara bırakıyoruz, bu devlet içinde resmi görevler ve özellikle diplomatik görevlerde bulunanlar sorumludurlar." 
"Bir Türk diplomatının öldürülmesi olayının gizli örgütlerden
kaynaklandığını farzetsek bile, bu Türkiye'nin Yunanistan'a karşı yaptıklarına bir cevap oluşturuyor."

Bildirinin sonunda yer alan "gizli örgütlerden kaynaklandığı" konusuna değinilmesi de, bu cinayet şebekesinin "Yunan Milli İstihbarat Örgütü" ile bağlantısı bulunduğuna dair bir ima olarak kabul edilebilir.

Bu açıklamanın yapıldığı sıralarda Atina'da üslenmiş olar DEV-SOL terör örgütü, Istanbul ve Ankara'da bazı emekli generalleri öldürdü. Öldürülen bu generaller, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında önemli görevlerde bulunmuşlardı. Hatta bu cinayetlerle ilgili olarak Yunan basınında yer alan haberler, "Kıbrıs'ın intikamını alıyoruz" şeklindeydi.

"17K"ın, PKK ile bağlantısını bir resmi ağız olarak vurgulayan ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, 1999 yılı ortalarında Alman Dışişleri Bakanı Joscka Fisher'le görüştüğü sırada yapmıştı.

Yunan tarafını çok kızdıran bu açıklamalarda; Yunanistan'ın bir terörizm sorunu olduğunu, Terörle mücadele konusunda gerekeni yapmadığını, PKK'yla, "17 K"ın bağlantısı olduğuna dair verilerin bulunduğunu, basına duyurmuştu.

Albright'ın açıklamalarının yarattığı gergin havadan hemen sonra Dışişleri Bakan Yardımcısı ABD'nın Atina Büyükelçisi Nicholas Burns ile yaptığı görüşmede, Yunan tarafının hoşnutsuzluğunu dile getirdiyse de aldığı yanıt şöyle olmuştu:

"ABD, Yunanistan'daki terör konusundan huzursuzluk duyuyor. 25 yıldır faaliyet gösteren "17 KASIM"ın şimdiye kadar hiçbir üyesini yakalayamadınız, Öcalan'ı ise Kenya Büyükelçiliğinizde ağırladınız."

NATO'nun, İnsan Kasabı Miloseviç yüzünden Sırpları bombaladığı günlerde, "17 K" terör örgütü, bir dizi eylemle adını dünyaya bir kez daha duyurdu.

17 Mart 1999'da PASOK Genel Merkezi, 36 gün sonra Pire'de Fransız, İngiliz ve Amerikan Bankaları, 7 Mayıs'ta Hollanda Elçisinin evi, 10 Mayıs'ta PASOK partisinin Galatsi bölgesindeki bürosu ve akabinde Amerikan Elçiliği ile Alman Elçisinin evi roket saldırısına hedef oldu.

Başkan Clinton'un , Yunanistan'ı ziyaretinden çok kısa bİr süre önce "17K" konusu bir kez daha gündeme geldi.

Yunanistan Kamu Düzeni eski Bakanlarından Yanis Skularikis, Atina'da yayınlanan "Apoyevmatini" gazetesinde yer alan bir mülakatında "17 K" terör örgütünün arkasında yabancı güçlerin, özellikle CIA'nın bulunduğunu iddia etti. Skularikis: "CIA ile ilgili kitaplarda okuduklarımdan sonra CIA'nın kendi adamlarını öldürmüş olması hiçte garibime gitmiyor." diyerek Yunan İstihbarat Örgütü'nün ve Polis Teşkilatı'nın içinde Amerikalılara bilgi aktaranların bulunduğunu iddia etti.

1986-1989 yılları arasında Yunan İstihbarat Örgütü'nün başında bulunan Kostas Tsimas ise, aynı gazetede yer alan mülakatında, Skularikis'in aksine, "17 K"ın Komünist bir örgüt olduğunu söyledi.

Kostas Tsimas, "17 K" terör örgütünün içinde, PASOK'un kurduğu Cunta karşıtı PAK örgütünden kimsenin bulunmadığına incil üzerine yemin edebilirim " dedi

Bu arada, Kamu düzeni eski Bakanlarından Theodoros Anagnostopulos, "Apoyevmatini"ye yaptığı konuyla ilgili açıklamasında, "17 Kasım ile PAK arasında ideolojik bağların bulunduğunu" iddia etti.

Bu üç farklı açıklamadan çıkan sonuç, PASOK partisinin bir üyesi olan Skularikis, "17 K"ın arkasında CIA'nın bulunduğunu iddia ederken, gene PASOK üyesi olan Tsimas'ın, Komünistleri, Yeni Demokrasi Partisi'nin iktidarda bulunduğu 1990'ların başında Kamu Düzeni Bakanı olan Anagnostopulos'un da, "17 K"ın PAK terör örgütünün bir uzantısı olduğunu öne sürmesi, biraz fazla garip karşılanabilir, ancak, "17 K" gerçeği yukarıda bütün çıplaklığıyla yer alıyor.

* Abu Nidal Örgütü
 
* Fetih Devrimci Konseyi
 
* Arap Devrimci Konseyi 
 
* Arap Devrimci Tugayları
 
* Kara Eylül
* Sosyalist Müslümanların Devrimci Örgütü

TANIMI    

Liderliğini Sabri el Banna 'nın yaptığı uluslararası terör örgütüdür. 1974 yılında FKÖ'den ayrılmıştır.
Siyasî, Askerî ve Malî olmak üzere pek çok işlevsel komiteden oluşmaktadır.

FAALİYETLERİ    
20 ülkede yaklaşık 900 kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan eylemler gerçekleştirmiştir.
Hedefleri arasında ABD, İngiltere, Fransa, İsrail, ılımlı Filistinliler, FKÖ ve bir çok Arap Ülkesi yer almaktadır.

Örgütün başlıca eylemleri arasında;

- Aralık 1985'de Roma ve Viyana Havaalanları ile İstanbul'daki Neve Şalom
  Sinagogu'na yönelik saldırılar,
- Eylül 1986'da 73 sayılı PAN-AM uçağının Karaçi'ye kaçırılması,
- Temmuz 1988'de " Pire Şehri " isimli gezi gemisine Yunanistan'da 
  gerçekleştirilen saldırı,

bulunmaktadır.

Örgütün Ocak 1991'de Tunus'ta FKÖ Başkan Vekili Abu İyad ve FKÖ Güvenlik Şefi Abu Hul'e düzenlenen suikastleri de organize ettiğinden şüphelenilmektedir.
Abu Nidal, Ocak 1994'de Lübnan'da Ürdünlü bir diplomatı öldürmüş ve buradaki FKÖ Temsilcisi'nin öldürülmesi olayına da karışmıştır.
1980'li yılların sonu itibarıyla Batılı hedeflere saldırıda bulunmamıştır.
GÜCÜ
Lübnan'da yüzlerce militanı ve denizaşırı ülkelerde de sınırlı lojistik yapılanması bulunmaktadır.
YERLEŞİM / FAALİYET ALANI
Halen Libya'da üslenmiş olup, Lübnan Bekaa Vadisi ve Lübnan kıyılarındaki Filistin Mülteci Kampları'nda operatif faaliyetleri bulunmaktadır.
Sudan, Suriye ve Irak'ta da varlık göstermektedir. Orta Doğu, Asya ve Avrupa'yı da içeren geniş bir bölgede faaliyet gösterebildiğini kanıtlamıştır.
DIŞ YARDIM
Irak ve Suriye'de (1987'ye kadar) barınma, eğitim, lojistik yardım olarak önemli ölçüde destek almış, sözkonusu yardımlarla birlikte Libya'dan da destek görmeye devam ettiği tahmin edilmektedir

(ASB) - Abu Seyyaf Grubu

TANIMI
Abdurajik Abubakar Janjalani'nin liderliğini yaptığı, Güney Filipinler'de faaliyet gösteren radikal islâmcı bir gruptur. 1991 yılında Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi'nden ayrılmıştır.
FAALİYETLERİ
Güney Filipinler'de çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu Mindanao Adası'nda İran benzeri bir islâmi devlet kurmak amacıyla, şirket ve işadamlarından; bombalama, suikast ve adam kaçırma eylemleri düzenleyerek fidye ve haraç tahsil etmektedir.
Nisan 1995'de Mindanao/İpil kentine baskın düzenleyerek en büyük eylemlerini gerçekleştirmiştir.
1997 yılında aralarında Şubat ayında bir katolik piskoposun öldürülmesinin de yeraldığı bir çok suikastın sorumlusu olduğundan şüphelenilmektedir.
GÜCÜ
Gücü bilinmemekle birlikte çoğunluğunu, radikal islâmcı görüşleri benimsedikleri Körfez Ülkeleri'nde öğrenim gören veya çalışan gençlerin oluşturduğu 200'e yakın üyesi olduğu tahmin edilmektedir. 
YERLEŞİM / FAALİYET ALANI
ASG, Güney Filipinler ve zaman zaman da Manila'da faaliyet göstermektedir.
DIŞ YARDIM
Orta Doğu'daki radikal islâmcı örgütlerle bağlantısı olduğu tahmin edilmektedir.

 Aden-Abyan İslâmi Ordusu

Aden-Abyan İslâmi Ordusu, İslâmi Cihad ile aynı çizgide hareket ederek " Cihad bayrağını yükseltmek, Yemen ve Arap Ülkeleri'nde laikliğe karşı savaşmak " amacıyla şiddet eylemleri gerçekleştirmektedir.

Aden-Abyan İslâmi Ordusu Lideri Zein Al Abideen Al Mehdar (Abu Hasan Al Mohader), Aralık 1998'de 16 batılı turistin kaçırılması olayına karıştığı gerekçesiyle idama mahkûm edilmiştir. Yemen güvenlik kuvvetlerinin söz konusu rehinelerin alıkonuldukları yere düzenlediği operasyon esnasında 4 rehine ölmüş 12 rehine kurtarılmış, 2 eylemci de öldürülmüştür. Yemen Mahkemesi, örgüt lideri ve iki adamını, İngiliz ve ABD kuvvetlerinin Irak'ı bombalamasının intikâmını almak amacıyla batılı turistleri kaçırmak suçundan idama mahkum etmiştir. Anılanlar ayrıca, sabotaj düzenlemek ve Aden-Abyan İslâmi Ordusu'nu kurmakla da suçlanmışlardır.

Abu Hasan ve Grubu, ölüm cezası karşısında geçtiğimiz yıl içinde Hükümete ve batılılara bir çok tehditte bulunmuşlardır.
Grup, Mart 1999'da ABD ve İngiliz Büyükelçileri'nin Yemen'i derhal terk etmelerini istemiştir.

Yemen Hükümeti ve Aden-Abyan Ordusu liderleri arasında, örgütün şiddet ve terörizmden vazgeçmesi teminatı karşılığında, örgüt üyelerinin devlet görevlerinde çalışmaları yönünde gizli görüşmeler gerçekleşmiştir. Ancak, Mart 1999'da Yemenli radikal bir grup bildiri yayınlayarak Yemen Hükümeti ile
varılan anlaşamayı reddetmiştir.

Güvenlik güçlerinin örgütü Abyan ve Shebewa'dan çıkarmasını müteakip, Aden-Abyan İslâmi Ordusu kuzeydeki El Jawf vilâyetini alarak karargâh yapmıştır.

17 Ekim 1999'da, Yemen Devlet Başkanı, Abu Hasan'ın idamını onaylamıştır.
Abu Hasan'ın idamı, kalbine ateş edilerek hemen gerçekleştirilmiştir.

 Ehl-i Hadis Cemaati

Ehl-i Hadis, Keşmir Vadisi'nde önemli bir dinî örgüttür.

Kasım 1992'de Ayodya'da Babri Masjid'in yok edilmesinden sonra kurulan Ehl-i Hadis, Hindistan tarafından Pakistan İç İstihbaratı'na hizmet etmekle suçlanmaktadır.

Ehl-i Hadis; Bihar ve Uttar-Pradesh'ten üye temin eden, Uluslararası Sih Gençlik Federasyonu'nun Lakhmir Singh Rode Grubu ile birlikte hareket eden bir Hint örgütüdür.

Hindistan İstihbaratı, söz konusu örgütlerin son zamanlardaki faaliyet safhasınıın OIC (İslâm Konferansı Örgütü) 'nin Ocak 1981 ayında Taif'teki toplantısından sonra başladığını belirtmektedir.

Uluslararası islâm, örgütler ve mezkûr örgütlerin sermayeleri Hindistan'da yerleşerek çoğalmış  ve diğer islâmcı oluşumları da güçlendirmiştir.

Ehl-i Hadis Cemaati Lideri Mohammad Ramzan, 29 Ocak 1999'da bir camide verdiği Cuma Hutbesi sonrasında uğradığı saldırıda yaralanmış, 15 Şubat 1999'da ölmüştür.

ALEX BONCAYAO TUGAYI

TANIMI
Filipin Komünist Partisi'nin şehir saldırı ekibi olan ABB, 1980'lerin ortasında kurulmuştur.
FAALİYETLERİ

100'den fazla cinayetten sorumlu olan ABB, 1989'da ABD Ordusu'nda görevli Albay James Rowe cinayetinden de sorumlu tutulmaktadır.
1995 sonlarında gerçekleştirilen tutuklamalarla büyük bir kısmı yok edilmekle birlikte, Haziran 1996'da üst düzey bir Filipinli görevlinin öldürülmesini üstlenmesi, örgütün terörist faaliyetlerini sürdürebildiğini kanıtlamaktadır.
Mart 1997'de Grup, Devrimci İşçi Ordusu isimli başka bir silâhlı grupla ittifak kurduğunu ilân etmiştir.

GÜCÜ
Yaklaşık 500 kişi.
YERLEŞİM / FAALİYET ALANI
Sadece Manila'da faaliyet göstermektedir.
DIŞ YARDIM
Bilinmemektedir.

* EL-FETİH
* EL-ASİFA

TANIMI

Yaser Arafat başkanlığında 1968 yılında FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü) 'ne katıldı ve 1969'da FKÖ'nün liderliğini aldı.
Örgütün komutanları, 1970-71 yılları arasında Ürdün kuvvetleri ile girdikleri şiddetli çarpışmaları müteakip, 1970 Kara Eylül'ü ile başlayarak Ürdün'den sürülmüşlerdir.
İsrail'in 1982 yılında Lübnan'ı işgal etmesi, örgütün Tunus, Yemen, Cezayir, Irak ve diğer ülkelere dağılmasına yol açmıştır.
17.Kuvvet ve Hawari Özel Operasyonlar Grubu da dahil olmak üzere, terörist eylemlerde bulunmuş bir çok askerî ve istihbarî grubu barındırmaktadır.
Liderlerinden ikisi, Abu Cihad ve Abu İyad öldürülmüştür.

FAALİYETLERİ

El-Fetih, 1960 ve 70'li yıllarda Avrupa, Orta Doğu, Asya ve Afrika'da faaliyet gösteren bir çok terörist ve ayrılıkçı gruba eğitim olanağı sağlamıştır. 1970'lerin ortalarına kadar Batı Avrupa ve Orta Doğu'da sayısız uluslararası terörist eylem gerçekleştirmiştir.
Örgüt son yıllarda her hangi bir terörist eyleme karışmamıştır.

GÜCÜ
6.000 ile 8.000 arasında üyesi mevcuttur.
YERLEŞİM / FAALİYET ALANI
Tunus'ta karargâhı, Lübnan ve diğer Orta Doğu ülkelerinde üsleri bulunmaktadır.
DIŞ YARDIM

Suudi Arabistan, Kuveyt ve diğer ılımlı Körfez Ülkeleri ile yakın ve uzun süreli siyasî ve maddî bağlantıları bulunmuştur. Bu ilişkiler 1990-91 yıllarındaki Körfez Krizi ile bozulmuştur.
Ürdün ile de bağlantıları mevcuttur.
Eski SSCB ve Doğu Avrupa'daki komünist rejimlerden silâh, patlayıcı ve eğitim yardımı almıştır.
Çin ve Kuzey Kore'nin de silâh sağladıkları belirtilmektedir.

İslâmi Cemaat

TANIMI

1970'li yılların sonundan beri faaliyet yürüten, dağınık bir organizasyonu olan ve belirli bir lideri bulunmayan, yerel bir radikal islâmcı Mısır grubudur.
Şeyh Ömer Abdülrahman, grubun tartışmasız ruhani lideridir.
Örgütün amacı; Hüsnü Mübarek Yönetimi'ni devirerek, yerine islâmi bir devlet kurmaktır.

FAALİYETLERİ

Mısır güvenlik ve hükümet görevlilerine, Kıpti Hristiyanlar'a  ve Mısırlı radikal islâmi görüş karşıtlarına silâhlı saldırılar düzenlemiştir. Grup ayrıca, 1992 yılından beri Mısır'ı ziyaret eden turistlere yönelik saldırılar gerçekleştirmektedir.
İslâmi Cemaat, Haziran 1995'te Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'e Etyopya/Adis Ababe'de düzenlenen suikast girişimini üstlenmiştir.

GÜCÜ
Bilinmemektedir. Ancak, binlerce inanmış üyesi ve sempatizanı olduğu tahmin edilmektedir.
YERLEŞİM / FAALİYET ALANI
Başlıca; El Mina, Asyut, Sina ve Güney Mısır'daki Soha vilâyetlerinde faaliyet göstermektedir. Kahire, İskenderiye  ve diğer kentlerdeki işsiz üniversite mezunları ve öğrencilerce desteklendiği görülmektedir.
DIŞ YARDIM
Bilinmemektedir. Mısır Hükümeti; İran, Sudan ve Afgan militanlarının İslâmi Cemaat'i desteklediğine inanmaktadır

İslâmi Cihad

TANIMI

1970'li yılların sonu itibarıyla aktiftir; halen hapiste bulunan Abbud Al Zumar 'ın liderliğini yaptığı esas Cihad Grubu'nun devamı ve kendilerine İşgalin Öncüleri (Yeni Cihad Grubu) adını veren diğer bir grup olmak üzere en  az iki ayrı fraksiyona bölündükleri gözlenmektedir.
İşgalin Öncüleri Grubu'nun liderliğini halen Mısır dışında bulunan Dr.Ayman Al Zawahiri'nin yaptığı bilinmekte, ancak anılanın hali hazır yeri bilinmemektedir.
İslâmi Cemaat
gibi, Cihad fraksiyonları da Şeyh Ömer Abdülrahman'ı ruhani liderleri olarak kabul etmektedir.
Cihad Grupları'nın amacı; Hüsnü Mübarek Yönetimi'ni devirerek, yerine islâmi bir devlet kurmaktır.

FAALİYETLERİ

Üst düzey Mısır Hükümet görevlilerine silâhlı saldırı düzenlenmesi üzerine uzmanlaşmışlardır.
Esas Cihad Grubu, 1981 yılında Devlet Başkanı Enver Sedat'ın öldürülmesinden sorumludur.
İslâmi Cihad; orta ve alt seviyedeki güvenlik mensupları, Kıpti Hristiyanlar ve Batılı turistleri hedef alan İslâmi Cemaat'ten farklı olarak, Kabine'deki Bakanlar gibi üst düzey ve ses getiren Mısır Devlet Adamları'nı hedef almaktadır.
İslâmi Cihad; Ağustos 1993'te, İçişleri Bakanı Hassan Al Alfi ve Kasım 1993'te Başbakan Atef Setky'e yapılan suikast girişimlerini üstlenmiştir.

GÜCÜ
Bilinmemektedir. Ancak, farklı fraksiyonlara mensup binlerce üye ve sempatizanı bulunduğu değerlendirilmektedir.
YERLEŞİM/FAALİYET ALANI
Genelde Kahire'de faaliyet göstermektedir. Mısır haricinde Afganistan, Pakistan ve Sudan'da da üyeleri bulunduğu sanılmaktadır.
DIŞ YARDIM
Bilinmemektedir. Mısır Yönetimi; İran, Sudan ve Afganistan'daki silâhlı islâmi grupların Cihad fraksiyonlarını desteklediğini iddia etmektedir.

ERİTRE ULUSAL GÜCÜ İTTİFAKI

Mart 1999'da , 10 Eritre Muhalefet Grubu'nun Temsilcileri, Devlet Başkanı Isaiyas Aferworki'yi devirmek amacıyla, Abdullah İdris'in başkanlığında 
" Eritre Ulusal Gücü İttifakı " nı kurdular.

İttifak'a Sudan tarafından verilen destek, Hartum'un Eritre'yi ülkesindeki
muhalif grupları desteklediğini iddia etmesi dolayısıyla bir dişe diş politikası
olarak algılanabilir.

Kurulan yeni İttifak, aralarında İttifak Başkanı Abdullah İdris'in Eritre Kurtuluş Cephesi-Devrim Konseyi gibi Eritre'de faaliyet gösteren deneyimli ancak dağınık siyasî grupları içermektedir.

İttifak'ı Oluşturan Gruplar :

  • Eritre Demokratik Direniş Cephesi (Güney Batı Eritre'de)
  • Eritre İnisyatif Grubu
  • Eritre İslâmi Selâmet Hareketi
  • Eritre Kunamas Demokratik Hareketi
  • Eritre Kurtuluş Cephesi
  • Eritre Kurtuluş Cephesi Ulusal Kongresi
  • Eritre Kurtuluş Cephesi-Devrim Konseyi
  • Eritre Halk Kongresi
  • Eritre Devrimci Demokratik Cephesi
  • Eritre Kurtuluş Demokratik Halk Cephesi

* Demokratik Güçler İttifakı
* Uganda Ulusal Kurtuluş Ordusu (NALU)

Uganda'daki ayrılıkçı gruplar, hükümet kuvvetlerini uğraştırmakta, ülkenin
kuzey ve güneyinde sivilleri kaçırıp öldürmektedir. Bununla birlikte hükümetin istikrarını bozacak bir varlık gösterememektedir.
Batı Uganda'daki Rwenzori Dağları'nın yakınında faaliyet gösteren Demokratik Güçler İttifakı, 1996 yılında bölgesel bir tehdit olarak ortaya çıkmış ve bölge
halkı üzerinde önemli bir baskı kurmuştur.
Demokratik Güçler İttifakı (DGİ) ile iltisaklı Uganda Kurtuluş Ordusu grubu da terörist saldırı ve öldürme eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmektedir.

Batı Uganda'daki Rwenzori Dağları'nda üslenen DGİ; Tabliq'deki Müslüman isyancılar ve Uganda Ulusal Ordusu'ndan ayrılan gruplardan oluşmaktadır.

Örgüt, geçen yıl içerisinde özellikle Kampala Bölgesi'nde meydana gelen ve ülkeyi sarsan bir dizi bombalama olayını üstlenmiştir. Örgüt ayrıca, ağırlıklı olarak Batı Uganda'daki Bundibugyo Bölgesi'nde etkili olan eski FAR/Interefahamwe militanları ile de temas halindedir.

Rwenzori Dağları'nda üslenen DGİ isyancıları, dağlarda yaşayan yerel halkı evlerinden ve çiftliklerinden ovalara sürmek için baskı yapmaktadır. Bölgedeki nüfusun 70.000 civarına ulaşması nedeniyle yiyecek paylaşımında sıkıntılar meydana gelmeye başlamıştır.

4 Nisan 1998 tarihinde, Kampala'daki iki lokantada meydana gelen patlamalar sonucu aralarında bir İsveçli ve bir Ruandalı'nın bulunduğu 5 kişi ölmüş, en az
6 kişi de yaralanmıştır. Bombalanan Nile Grill isimli restoran ve Speke
Oteli'ndeki kafe, ABD Büyükelçiliği ile Sheraton Oteli'ne çok yakın mesafede
bulunmaktadır. Konuyla ilgili olarak bir Uganda devlet görevlisi eylemin Demokratik Güçler İttifakı'nca gerçekleştirilmiş olabilefeğini ifade etmiştir.

DGİ'nin ülkenin batı ve güney-batısındaki sivil hedefler, ticaret merkezleri ve şahıs ikâmetlerine yönelik saldırılarında 1998 yılı itibarıyla önemli ölçüde bir
artış olmuş ve dönem içerisinde yüzlerce insan öldürülmüş veya kaçırılmıştır.

DGİ'nin kent ve kırsal kesimdeki sivil hedefler, polis noktaları UPDF (bir çeşit güvenlik gücü) kamplarına yönelik mayınlama ve saldırı eylemleri artarak
devam etmektedir.

Şubat 1998'e Kasese şehrindeki "Mitandi Seventh Day Adventist College" nin
30 öğrencisi DGİ tarafından kaçırılmıştır. Nisan 1998'de isyancılar Bundibugyo bölgesinde bir kadını kaçırarak kulaklarını ve burnunu kesmişlerdir. DGİ güçleri Mayıs ayında da Kasese bölgesinde iki sivil kadını bıçaklayarak öldürmüştür.
DGİ en kanlı eylemini, 8 Haziran 1998'de Kichwamba Teknik Lisesi'ndeki 80 öğrenciyi kilitli bulunan yatakhanelerde yakarak öldürmek suretiyle gerçekleştirmiştir. Diğer bir 80 öğrenci ise düzenlenen baskınla kaçırılmıştır. Ayrıca, yine Haziran 1998'de isyancılar Hoima bölgesindeki  bir okuldan 100 çocuğu kaçırmışlardır. DGİ gerçekleştirdiği bir dizi baskınla yüzlerce insanın ölümüne daha sebep olmuştur.

DGİ ile iltisaklı Uganda Kurtuluş Ordusu, Ağustos 1998'de meydana gelen ve
30 kişinin ölümü ile sonuçlanan 3 otobüsün bombalanması eylemini de üstlenmiştir.

9 Aralık 1999'da DGİ kuvvetleri, Fort Portal Town (Hükümet Kuvvetleri'ne ait Kışla), Kabarole bölgesi, Bundibugyo ve bölgesine yönelik şiddetli saldırılar başlatmıştır. Kışlalara ve bir bölgesel hapisaneye karşı girişilen sözkonusu saldırılar, Uganda birliklerinin "Dağları Süpürme Operasyonu" na misilleme
olarak gerçekleştirilmiştir.

* El Kaida
* Yahudilere ve Haçlılara Karşı Uluslararası İslâmi Cephe

* Usame bin Laden

El Kaida, dünya genelinde bir çok ülkeden üyesi bulunan uluslararası bir örgüttür.

Örgütün üst düzey sorumluları, Mısır İslâmi Cemaat ve İslâmi Cihad'ı gibi diğer terörist örgütlerin de üst düzey yönetici ve liderleridir.

El Kaida, mevcut islâmcı grupların radikalleşmesi ve faaliyetlerde bulunulmayan bölgelerde de yaygınlaşması amacını gütmektedir.

Örgüt; Afganistan, Bosna, Çeçenistan, Tacikistan, Somali, Yemen ve
Kosova'da savaşan mücahitleri desteklemektedir. Filipinler, Cezayir ve Eritre
gibi çeşitli ülkelerdeki terörist örgütlerin üyelerini de eğitmektedir.

El Kaida'nın nihaî amacı; Bütün müslümanları birleştirerek Halifelik yönetiminde bir islâm devleti kurmaktır.

Bin Laden, " Halifeliğin ilân edilmesinin tek yolunun güç kullanılmasından geçtiğini " ifade etmiştir. Bu nedenle El Kaida'nın amacı; Çürümüş ve batının güdümünde hareket eden Müslüman devletlerdeki yönetimleri devirerek
sınırları kaldırmaktır.

ABD Yönetimi, eski bir Suudi iş adamı olan ve El Kaida'yı finanse ederek
yöneten Usame bin Laden'i, dünyadaki radikal islâmcı faaliyetleri destekleyen
en önemli sponsor olarak tanımlamaktadır.

Usame bin Laden ; 1955 yılında Suudi Arabistan/Cidde'de doğmuştur. Yemen asıllı zengin bir Suudi vatandaşı olan ve genellikle Suudi Arabistan'da devlet ihaleleri alan Bin Laden İnşaat Grubu'nun kurucusu Muhammed bin Laden'in
en küçük oğludur.

Usame bin Laden, 1979 yılında Sovyetler'e karşı savaşmak üzere Afganistan'a gitmek için Suudi Arabistan'ı terk etmiştir. 1980'li yıllarda Afganistan'da Sovyetler'e karşı savaşan Araplar'ın liderliğini ve finansmanını üstlenmiştir. 1980'lerin ortalarında, Filistin Müslüman Kardeşler Örgütü lideri Abdullah
Azam ile birlikte Peşaver'deki Afgan Direnişi'ne savaşçı ve para temin etmek amacıyla Mekteb ül-Kidamat (veya Hizmet Bürosu)'ı kurmuştur.

Örgüt; aralarında ABD, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın da bulunduğu
50'yi aşkın ülkede kayıt merkezleri açarak, Afganistan'da Sovyetler'e karşı savaşmak üzere binlerce insan toplamış, barındırmış ve bölgeye sevk etmiştir. Ayrıca, Afganistan ve Pakistan'da askerî eğitim kampları açarak finanse
etmiştir. Bin Laden, Afganistan'da yol ve tünel açmak, hastane ve depo inşa etmek üzere ağır sanayi teçhizatları ithal etmiştir.

10.000'in üzerinde Arap eğitim alarak, Afganistan'da savaş tecrübesi
edinmiştir. Yaklaşık yarısı Suudi olan savaşçıların, 3.000'den fazlası Cezayirli, 2.000'i Mısırlı, diğer yüzlercesi ise Yemen, Sudan, Pakistan, Suriye ve diğer Müslüman ülkelerdendir.

Bin Laden, 1980'lerin sonunda Azam'dan ayrılarak, faaliyetlerini dünya
geneline yaymaya başlamış, Azam ise sadece mücahitleri desteklemeye
devam etmiştir.

Bin Laden, 1988'de El Kaida -Askerî Üs- isimli yeni bir örgüt kurmuştur.

Azam'ın 1989 sonlarında arabasına bomba konularak öldürülmesinden sonra  Mekteb ül-Kidamat dağılmış, örgütün radikal üyeleri Bin Laden'e katılmıştır.

Bin Laden, 1989'da Sovyetler'in Afganistan'dan çekilmesinden sonra ailesinin Cidde merkezli yürüttüğü inşaat işine dönmüş, ancak Suudi Arabistan ve Yemen'deki muhalefet hareketlerini desteklemeye devam
etmiştir.

Bin Laden, Afganistan'dan sonra Mısır İslââmi Cemaat, Yemen  Cihad Örgütü, Pakistan El Hadit Grubu, Lübnan Partizan Birliği, Libya Savaşan İslâmi Cemaat, Ürdün Beyt-ül İmam Grubu ve Cezayir İslâmi Cemaat'ten oluşan Cihad Komitesi'nin başına geçti.
Söz konusu Komite, bahse konu örgütler için basın-yayın faaliyetlerini yürüten Londra'daki Enformasyon Gözlem Merkezi ile ve yine  Londra Bürosu bulunan Danışma ve Reformasyon Kurulu'nu idare etmektedir.

1991'de Sudan'a taşındı ve 1994 yılında Cezayir, Suudi Arabistan ve Yemen Yönetimleri'nce, söz konusu ülkelerde faaliyet gösteren yıkıcı örgütlere yardım etmekle suçlanarak Suudi vatandaşlığından çıkarıldı. Afgan savaşının sona ermesine rağmen, El Kaida geçmiş dönemde Bin Laden ile birlikte savaşmış bir çok milletten oluşan güçlü bir örgüt olarak varlığını devam ettirdi. Söz konusu şahısların bir çoğu halen Bin Laden'e sadık olarak anılan ile birlikte faaliyet göstermektedir.

Sudan, Mayıs 1996'da Bin Laden ve bazı terörist örgüt mensuplarını, Suudi Arabistan'ın baskısı ve ABD'nin, Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'e 1995'de Etyopya'da düzenlenen suikast girişiminde Sudan'ın destek vediği gerekçesiyle uygulanan Birleşmiş Milletler yaptırımları doğrultusundaki ısrarı üzerine,
ülkeden çıkarmasına rağmen, bir kısım terörist grupları ülkesinde barındırmaya devam etmektedir.

Bin Laden, Sudan'dan ayrıldıktan sonra süratle radikal islâmcı faaliyetlerindeki destek ve çalışmalarını sürdürdüğü Afganistan'a geri döndü. Adıgeçenin Sudan'dan sınırdışı edilmesinden sonra gözle görülür derecede suikast endişesi taşımaya başladığı ve çevresindeki çok az insana güvendiği belirtilmektedir.
Bin Laden'in kendisini korumak için radikal grupları etrafında birleştirmek yerine, saldırı düzenleme yöntemiyle hareket ettiği ifade edilmektedir.

Bin Laden, Taliban'ın ortaya çıkmasından önce Kabil'de Rabbani ve Mesud'un kontrolündeki bölgelerde serbestçe hareket edebilmekteydi. Adıgeçen, Taliban'dan sonra, bu örgütün kontrolündeki Celalabad bölgesinde yaklaşık 50 akraba ve korumasıyla ikâmet etmeye başlamıştır.

Afganistan'a gelişinden bir kaç ay sonra, Taliban, Celalabad ve Kabil'de
kontrolü ele geçirmiş ve Arap Afganlar'a karşı saldırı başlatmıştır.
Şubat 1997'de Taliban, ABD'nin " Usama bin Laden'in teslim
edilmesine karşılık, söz konusu rejimi tanıması ve uluslararası kuruluşlardaki temsil haklarının korunmasına
" yönelik anlaşma teklifini reddetmiştir.

Bu gelişme üzerine Celalabad'da, aralarında 19 Mart 1997'de bir polis karakolunun imhası, 50'den fazla insanın ölmesi ve yaklaşık 150 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan eylemin de bulunduğu, Bin Laden'in öldürülmesine yönelik en az 2 büyük suikast girişimi gerçekleşmiştir.

Bin Laden, suikast girişimlerinin ardından kişisel güvenliği göz önünde bulundurularak Celalabad'dan Kandahar'a taşınmıştır.
Kandahar, Şeriat'ın Öğrencileri (Taliban) ve lideri Molla Muhammed Umar'ın kalesidir.

Afganistan Taliban İslâm Devleti, Bin Laden'in faaliyetlerini sınırlandırarak
(bazı kaynaklara göre göz hapsinde tutulmaktadır)
Suudi Arabistan'da dahil olmak üzere Afgan topraklarını kullanarak başka ülkelere zarar vermesini engellemek amacıyla adıgeçenin Kandahar'a götürüldüğünü açıklamıştır.

Bin Laden'in son olarak, beraberindeki 200 kişi ile birlikte Afganistan'daki 4-5 kamp arasında yer değiştirdiği bildirilmektedir. Afganistan dışındaki 600-700 kişiyi finanse etmekte ve desteklemektedir.
Yemen'de de yandaşları için hücre evleri kurduğu söylenmekte ve esasen az olmakla birlikte 1996 yılı sonlarında bu rakamlara ek olarak Somali ve Ogaden bölgesinde 2.000 Afgan'ın yerleştiği ifade edilmektedir.

Bin Laden, insanî amaçlı organizasyonlar ile islâmi yayın ve gruplara maddî yardımda bulunmaktadır.
Müslüman toplumların reformu için en büyük engel olarak gördüğü ABD'nin
yok edilmesi gerektiğini savunmaktadır. 1996 yılından beri sivilleri de kapsayan Amerikalı ve ABD yandaşlarına karşı topyekûn saldırı çağrılarını arttırarak sürdürmektedir.

Bin Laden, 1993 yılında Somali'de ABD güçlerine karşı girişilen operasyonlarda yer almıştır.
1995 yılında Bin Laden'in, İran Devrim Muhafızları'nca kurulan Körfez Taburu'nu finanse etme kararı aldığı da açıklanmıştır.
Yemenli köktendincilerin lideri Abdülmecid El Zindani'yi, Körfez Taburu isimli örgüt mensuplarını şartlar elverdiğinde Körfez Ülkeleri'ne yerleştirmek üzere kamplarında konuşlandırması hususunda iknâ ettiği tahmin edilmektedir.

ABD; Usame bin Laden'in, 1996 yılında Suudi Arabistan/Dahran'da ABD personeline karşı girişilen bombalı saldırıdan suçlu olduğunu iddia etmektedir.
1996 yılı ortalarında, Usama bin Laden'in bir çok örgüt lideri ile yaptığı bir toplantıda; " İslâm topraklarında bulunan yabancı güçlere karşı koymak
amacıyla güç kullanılması
"  ,  " Kurulacak bir Plânlama Komitesi'nin, söz
konusu faaliyetin finansman, destek ve idaresinden sorumlu olması
  "  ve
" Daha üst seviyede oluşturulacak askerî bir Komite'nin, plânın uygulanmasını kontrol etmesi  " yönünde mutabakata varılmıştır.

Usame bin Laden, Ağustos 1996'da ABD'ye karşı " Savaş İlânı " nı kamuoyuna duyurmuştur.
Anti-Amerikan saldırıların hemen gerçekleşmemesi üzerine ise gecikme
sebebini " Eğer küçük çaplı operasyonlar yapmak isteseydik, bunun savaş ilânından hemen sonra meydana gelmesi çok kolay olurdu. Savaşın doğası, iyi hazırlanmayı gerektirir. " şeklinde ifade etmiştir.

Kasım 1996'da Suudi Arabistan'ın Riyad ve Kobar şehirlerinde meydana gelen bombalı saldırıları, eylemlerin süreceğine dair söz vererek " övgüye değer terörist faaliyetler  " olarak nitelendirmiştir.
Somali ve Yemen'deki Amerikan askeri personeline yönelik saldırıları da " biz onlar avlamaya Mogadişu'da alıştık " diyerek kabul etmiştir.

Şubat 1997'de yayınlanan bir röportajında " eğer biri bir Amerikan askeri öldürebiliyorsa, bu başka konularda zaman harcamaktan daha iyidir  " şeklinde beyanat vermiştir.

Bin Laden, Şubat 1998'de terörist örgütlerce oluşturulan yeni bir örgütün
" Yahudi ve Haçlılarla Cihat İçin Uluslararası İslâmi Cephe " nin
kurulduğunu ilân etmiştir.

Cephe; Mısır İslâmi Cemaat, Mısır İslâmi Cihad, Hareket-ül-Ensar ve başka iki örgütü daha içermektedir.

Örgüt amacını; " Dünyanın her yerinde siviller de dahil olmak üzere Amerikalılara ve müttefiklerine saldırılar düzenlemek  " olarak açıklamıştır.

Mayıs 1998'de Afganistan'da bir basın toplantısı düzenleyerek tehditlerin sonuçlarının " bir kaç hafta içerisinde  " görüleceğini bildirmiştir.

Bin Laden'in yatırımları; Emlâk yönetimi, deniz  taşımacılığı, uçak kiralama, kamu hizmetleri, inşaat ve bir kaç ülkedeki diğer bazı ticarî faaliyetleri kapsamaktadır.
Sudan'da inşaat ve tarım projeleri ile ilgili yatırımları, Somali, İsviçre ve Lüksemburg'da da bazı ticarî faaliyetleri bulunmaktadır.
Avrupa'daki çıkarları, maddî ilişkileri ve teröre verdiği desteği zorlaştırsa da
-ki imkânsız kılmamaktadır- İsviçreli avukatlarca gözetilmektedir.

* Porto Riko Ulusal Kurtuluş Ordusu
* FALN
* Boricua Halk Ordusu

* Macheteros

1970'li yılların sonlarından 1980'lerin ortalarına kadar, Porto Riko Ulusal Kurtuluş Ordusu (FALN), genelde Macheteros olarak bilinen Boricua Halk Ordusu ile birlikte, ABD ve Porto Riko'da terör estiren bir çok bombalama ve soygun eylemini üstlendi.

FALN, kıt'a ABD'sinde faaliyet gösterirken; Macheteros'lar genelde Porto Riko'da aktifti.

ABD Güvenlik Güçleri, FALN'ın varlığından 26 Ekim 1974 tarihinde, grubun bir bildiri yayınlayarak New York'taki 5 bombalama eyleminin sorumluluğunu üstlenmesiyle haberdar oldu.

FALN'ın 10 yıl boyunca yürüttüğü faaliyetler; 72 bombalama, 40 kundaklama,
8 bombalama girişimi, 10 bombalı tehdit sonucunda 5 kişinin ölümü, 83 kişinin yaralanması ve 3 milyon dolardan fazla maddî hasarla sonuçlandı.

FALN gibi Macheteros'ların da varlığı, grubun UPI'ye bir bildiri göndererek, 24 Ağustos 1978 tarihinde Porto Riko'lu bir Polis Memuru'nun öldürülmesi eylemini üstlenmesiyle oldu.

Macheteros'ların amacı; Porto Riko'nun tam özerklik ve bağımsızlığını kazanmasını sağlamaktı.
Bu amaçlarına ulaşmak için Macheteroslar, ABD Yönetimi'ne karşı genelde
asker ve polis hedeflere yönelik gerçekleşen ve bir çoğu güvenlik görevlilerinin ölümüyle sonuçlanan silâhlı mücadele yürüttüler.

Ocak 1981'deki saldırıda Macheteros Komandoları, bir Porto Riko Ulusal Hava Üssü'ne sızarak 11 uçağı havaya uçurup 45 milyon dolar maddî hasara neden oldular.

FALN ve Macheteros üyelerinin yakalanarak mahkûm edilmeleri, Porto Riko ve ABD'deki terör devrine son verdi. Her ne kadar zaman zaman ağırlıklı olarak Porto Riko'da bazı saldırılar gerçekleşse de, New York, Chicago ve Porto Riko'daki güvenlik ve donanma mensuplarına yönelik eylemler durma
noktasına gelmiştir.

11 Ağustos 1999'da ABD Başkanı Clinton, af kapsamını genişleterek federal hapishanelerde tutuklu 16 örgüt mensubunun serbest bırakılmasını teklif etti. Clinton bu tekliften önce sadece üç mahkûmun affedilmesini önermişti.

Silâhlı İslâmi Grup (GIA)

TANIMI

Radikal islâmcı bir grup olan GIA, Cezayir'deki laik rejimi devirerek yerine islâm devleti kurmayı amaçlamaktadır.
GIA şiddet eylemlerine 1992 yılı başlarında Cezayir'in, ülkedeki en büyük islâmcı parti olan İslâmi Selâmet Cephesi (FIS)'nin Aralık 1991'deki seçimlerin ilk turunda elde ettiği başarılı sonucu geçersiz saymasının ardından başlamıştır.
Hareketin kurucusu Mansouri Miliani, Ağustos 1992'de Cezayir Havalimanı'na düzenlenen saldırıda dahli olduğu gerekçesiyle tutuklanmış ve Mayıs 1993'de idam edilmiştir.

FAALİYETLERİ

Sivillere, gazetecilere ve ülkede ikâââmet eden yabancı uyruklulara karşı saldırılar düzenlemektedir.
Geçen yıl içerisinde GIA, zaman zaman faaliyet alanı içerisindeki bir köyün tamamının imhasını kapsayan ve yüzlerce sivilin ölümü ile sonuçlanan toplu katliamlara başlamıştır.
GIA, Eylül 1993'de Cezayir'de yaşayan yabancılara yönelik terör eylemleri düzenleyeceğini duyurmasından beri ülkede, çoğu Avrupalı olan 100'den fazla göçmeni öldürmüştür.
GIA, suikastler ve aralarında araçlara yönelik eylemlerin de yer aldığı bombalı saldırılar düzenlemekte ve örgütün başlıca eylem tarzının, kurbanlarını kaçırmasını müteakip boğazlarını kesmek suretiyle katletmek olduğu bilinmektedir.
GIA, Aralık 1994'te Cezayir'e giden bir Fransız Havayolları uçağını kaçırmıştır. Ayrıca, Fransa'da 1995 yılında meydana gelen bir dizi bombalama eyleminin sorumlusu ile ilgili şüpheler de örgüt üzerinde yoğunlaşmıştır.

GÜCÜ
Bilinmemekle birlikte, bir kaç yüz ile bir kaç bin kişi arasında olabileceği tahmin edilmektedir
YERLEŞİM/FAALİYET ALANI
Cezayir
DIŞ YARDIM

Bir çoğu Batı Avrupa'da bulunan Cezayirli göçmenler ve ülke dışında yaşayan GIA mensupları örgüte maddî ve lojistik destek sağlamaktadır.
Bunun haricinde Cezayir Yönetimi; İran ve Sudan'ı, Cezayir'li aşırı uçları desteklemekle suçlamış ve Mart 1993'te İran ile diplomatik ilişkilerini sertleştirmiştir.

* Ermenistan'ın Kurtuluşu İçin Ermeni Gizli Ordusu (ASALA)
* Orly Grubu
* 3 Ekim Örgütü

TANIMI
Marksist-Leninist ideolojiyi benimseyen bu terörist grup, 1975 yılında Türk Hükümeti'nin " 1915 yılında 1,5 milyon Ermeni'nin öldürülmesinin
sorumluluğunu kamuoyu nezdinde kabul etmesi, tazminat ödemesi ve Ermenistan'a toprak vermesini sağlama
" amacını beyanla kurulmuştur.
1988'de Atina'da öldürülene kadar Hagop Hagopian tarafından yönetilmiştir.
FAALİYETLERİ    
Başlangıçtaki bombalama eylemleri ve suikastler Türk hedeflerine yöneliktir.
Daha sonraları tutuklu bulunan yoldaşlarının serbest bırakılmaları amacıyla Fransız ve İsviçre hedeflerine saldırılar düzenlemiştir.
1980'lerin başında Batı Avrupa'daki ABD havayolu bürolarına küçük çaplı
bombalı eylemler gerçekleştirmiştir.
1982 yılında Paris'te 8 kişinin ölümü 55 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan
Orly Havaalanı'ndaki THY Bürosu'na yönelik saldırı, grupta "insanların fark gözetmeksizin zarar görmeleri nedeniyle" dağılmalara neden olmuştur.
Örgüt, 1992 yılında yılında Türkiye'nin Macaristan Büyükelçisi'ne yönelik
başarısız saldırı girişimini üstlenmesine rağmen, iç anlaşmazlıklarından dolayı 1990'lardan beri etkisiz hale gelmiştir.
Örgüt, son zamanlarda terörist faaliyetlerde bulunmamıştır.
GÜCÜ
Bir kaç yüz üye ve semptizanı bulunmaktadır.
YERLEŞİM/FAALİYET ALANI
Lübnan, Batı Avrupa, Ermenistan, ABD ve Ortadoğu
DIŞ YARDIM    
Suriye'den eğitim ve barınmayı da içeren yardım görmektedir.
Libya'dan da yardeım gördüğü ihtimal dahilindedir.
FHKC (Filistin Halk Kurtuluş Cephesi) ve yan kuruluşları, Filistin radikal örgütleri ile de iyi ilişkiler içerisindedir

* İlâhi Gerçek
* Aum

TANIMI

1987'de Shoko Asahara tarafından kurulan tarikat, önce Japonya sonra da tüm dünyada yönetimi ele geçirmeyi amaçlamakta olup, örgüt yapısı Papazlar ve Papalık tarafından yönetilen bir ulus devlete benzemektedir.
Müritler, karizma ve zorlamanın baskısıyla yönetilmektedir.
Japon yasalarınca 1989'da dinsel bir oluşum olarak kabul gören grup, 1990 yılında yerel seçimlerde faaliyet göstermiştir.

Ekim 1995'te Japon kanunları uyarınca dinî bir örgüt olduğu gerekçesiyle kapatılmış, ancak 1997 yılında yapılan bir hükümet toplantısında, örgütün yasaklanmasına sebep olan faaliyetler karşıtı kanun hükmünün bahsekonu mezhebe karşı uygulanmaması kararı alınmıştır. 

FAALİYETLERİ

Aum üyeleri, 20 Mart 1995'te Tokyo Metrosu'na soktukları 6 paket içerisinde
yer alan Sarin Gazı'nı yaymak suretiyle 12 kişinin ölümüne 5000'den fazla
kişinin de yaralanmasına neden olmuşlardır. 

Japon Polisi, Asahara'yı 1995 Mayıs'ında tutuklamış ve 1997 yılı sonunda mahkemeye sevketmiştir.

Aum'un önde gelen bir çok ismi halen serbestçe dolaşmaktadır. 

Grubun Mart 1995'ten önce de birçok suç işlediği ve ileriye dönük başka saldırılar plânladığı belirtilmektedir.

GÜCÜ
Grup, Tokyo Metrosu saldırısının gerçekleştiği dönemde, Japonya'da 9 bin, dünya genelinde ise 40 bin üyesi bulunduğunu iddia etmiştir.
Günümüzdeki gücü bilinmemektedir.
YERLEŞİM/FAALİYET ALANI
Japonya'da faaliyette bulunmakla birlikte, geçmişte Avustralya, Rusya, Ukrayna, Almanya, Tayvan, Sri Lanka, eski Yugoslavya ve ABD'de de varlık göstermiştir.
DIŞ YARDIM
Bulunmamaktadır.

* Bask Anayurdu ve Özgürlüğü
* ETA

TANIMI
Euskal Herria (Bask Ülkesi), Fransa ve İspanya arasında siyasî olarak bölüşülmüştür.
Ipparaldea veya Kuzey Bask olarak adlandırılan 3 bölge Fransız, Hegoaldea veya Güney Bask olarak adlandırılan 4 bölge de İspanya yönetimine tâbi olmak suretiyle 7 bölgeden müteşekkildir.

Bask Milliyetçi Partisi'nin kurucusu Sabino Arana, Euzkadi (Euskadi olarak da yazılır) sözcüğünü 7 bölgeden oluşan sözde Bask Konfedere Devleti'ni ifade etmek için ortaya atmıştır.

Bask Anayurdu ve Özgürlüğü, 1959 yılında İspanya'ya ait Bask Bölgesi'nde bağımsız bir devlet oluşturmak amacıyla kurulmuştur.

Kesin olarak ifade etmese de, Marksist bir örgüttür.
FAALİYETLERİ

Özellikle güvenlik ve askeri birimlerin, politikacı ve hukukçuların yer aldığı İspanyol Hükümet görevlilerine yönelik bombalama ve suikast eylemleri gerçekleştirmektedir.

Fransa'nın örgüte yönelik olarak yaptığı girişimlere misilleme olarak Fransız hedeflere de saldırılarda bulunmuştur. 

Faaliyetlerini; adam kaçırma, soygun ve eylem tehditleri ile finanse etmektedir.

1960'ların ilk yarısında öldürme eylemlerine başlayan ETA, bugüne kadar 800'den fazla insanı katletmiş olup, 1997 yılında da 13 kişinin öldürülmesinden sorumludur.

GÜCÜ
Bilinmemekle birlikte, yüzlerce üyesi ve taraftarı olduğu tahmin edilmektedir.
YERLEŞİM/FAALİYET ALANI
Genellikle Kuzey İspanya ve Güney Batı Fransa'daki Bask Otonom Bölgesi'nde faaliyet göstermekte, ancak diğer bölgelerdeki İspanyol ve Fransız hedeflerine karşı da bombalı saldırılar gerçekleştirmektedir.
DIŞ YARDIM

ETA'nın, İrlanda Cumhuriyet Ordusu (ETA) ve patlayıcı yapımı, gerilla savaşı ve kent terörizmi konularında eğitim verdiği Cezayir İslâmi Grubu ile ilişkileri mevcuttur.

ETA, Avrupa'daki islâmcı yapılanmalardan silâh, güvenli ev ve diğer lojistik destekleri temin etmektedir.
ETA üyelerinin İran ve Lübnan kamplarında eğitim gördüğü de ihtimal dahilindedir. 
Bazı örgüt üyelerinin Küba'da barındırıldığı da iddia edilmektedir.

* Kızıl Tugaylar

TANIMI

1949 yılında kurulan Marksist-Leninist Kızıl Tugaylar örgütü, silâhlı mücadele yoluyla devrimci bir yönetim kurmayı ve İtalya'yı batı ittifakından ayırmayı amaçlamaktadır.

Örgüt 1984'de, " Komünist Savaşçı Grubu " ve " Savaşan Komünistler Birliği " olarak iki fraksiyona bölünmüştür.

FAALİYETLERİ

Kurulan ilk grup, İtalyan Hükümeti ve özel sektörde yer alan hedeflere yönelik suikast ve adam kaçırma eylemlerinde yoğunlaşmıştır. 1978'de eski Başbakan Aldo Moro'yu öldürmüş, 1981'de ABD Ordusu'nda görevli General James
Dozier'i kaçırmış ve 1984'de Sina Uluslararası Gücü ve Gözlem Grubu'nun
ABD'li Başkanı Leamon Hunt'un  öldürülme eylemini üstlenmiştir.

Kızıl Tugaylar 1988'den beri herhangi bir eylem gerçekleştirmemiş, İtalyan ve Fransız Polisi'nin 1989 yılında örgütün bir çok üyesini tutuklamasıyla da hemen hemen etkisiz hale gelmiştir.

" Komünist Savaşçı Grubu'nun Kurulmasını Amaçlayan Kızıl Tugaylar " isimli İtalyan solcu grubu, Kızıl Tugayları yeniden yapılandırma girişimlerinde bulunmuştur. 

2 Eylül 1996'da çalıntı bir arabadaki üç kişi, Aviona'da bulunan ABD Hava Üssü'ne ateş açarak bir adet el bombası fırlatmış, ancak olayda ölen veya yaralanan olmamıştır. Aviona, ABD'nin Bosna'daki uçuşa yasak bölgeyi kontrol ettiği hava üssüdür.

4 Eylül 1996'da üç İtalyan gazetesine telefon eden şahıslar, Kızıl Tugaylar
adına aradıklarını ifade ederek olayın sorumluluğunu üstlenmişlerdir.

Ekim ayı sonlarında İtalyan Polisi, üçü eylemde yer alan, olayla ilgili 9 kişiyi tutuklamıştır. Polis eylemde yer alam üç kişiden 2'sinin Kızıl Tugaylar örgütü üyesi olduğunu tesbit etmiştir.

GÜCÜ

Örgütün, 1978'de İtalya Başbakanı Aldo Moro'yu kaçırdığı dönemde 400-500 aktif üyesi olduğu belirtilmektedir. Faaliyet gösteren üyeleri haricinde ise
İtalyan toplumu arasında yaşayan 1000 kişilik ikinci bir Grup'un varlığından da söz edilmektedir.

Örgütün bıu aktivist üyeleri haricindeki mensupları, 1960'ların sonu ve 70'lerin başındaki öğrenci eylemlerinde yer alan ve o günlerden bu yana hükümet, sanayi sektörü ve siyasî partiler içerisinde görevlerde bulunan ve 40'lı
yaşlardaki kadın ve erkeklerden oluşmaktadır.

1970'lerin sonunda İtalyan Devrimci Solu ile ilgili olarak yapılan tahminler, yeraltında faaliyet gösteren 4 ile 8 bin kadar kadro ile 200-300 bin sempatizan arasında değişmektedir.

1992 yılı başlarında, Kızıl Tugaylar'ın 50'den daha az eylemci ve bilinmeyen sayıda bir sempatizan kadrosunun olduğu tahmin edilmektedir.

YERLEŞİM / FAALİYET ALANI
Genellikle Kuzey İspanya ve Güney Batı Fransa'daki Bask Otonom Bölgesi'nde faaliyet göstermekte, ancak diğer bölgelerdeki İspanyol ve Fransız hedeflerine karşı da bombalı saldırılar gerçekleştirmektedir.
DIŞ YARDIM
İtalya'da üslenip faaliyet göstermektedir. Bazı üyelerinin diğer Avrupa ülkelerinde gizlendiği ihtimal dahilindedir.

* Kaprivi Kurtuluş Cephesi

Kaprivi Şeridi, kuzey doğu Namibya'da yaklaşık 400 km. uzunluğunda, uzun ve
dar bir bölgedir.
Kwando, Linyanti, Chobe ve Zambezi ırmakları ile çevrili Doğu Kaprivi, bataklık ve çamulu düzlüklerle de çevrilidir.

Alman Güney Batı Afrikası (şimdiki Namibya)'nın, Viktorya Şelaleleri'nin
batısında yer alan Zambezi Irmağı'na geçit sağlamak amacıyla, 1890 yılında, Almanya tarafından Büyük Britanya'dan alınmıştır.

Aslen Botswana'nın  -sonradan Bechuanaland-  parçası olan Kaprivi, komplike bir toprak değişimi anlaşmasıyla batı ve doğu Afrika'daki Alman kolonilerini birbirine bağlamak amacıyla, Britanya tarafından Almanya'ya bırakılmıştır.

Bölge, 1970 ve 1980'li yıllarda ırk ayrımının zirvede olduğu dönemde, Güney Afrika Ordusu'nun, Namibya bağımsızlık hareketi ve SWAPO (bugünkü Güney Batı Afrika Halkları Örgütü)'ya karşı bir geri üs ve daha sonra Angola'nın
Sovyet-Küba destekli yönetimine karşı, batı devletlerinin yürüttüğü
mücadelede kullanılan Angola isyancı hareketine ise destek üssü olarak kullanılmıştır.

Kaprivi; Namibya'nın kuzey sınırından güneyde Botswana , kuzeyde Angola ve Zambia ve doğuda Zimbabve olmak üzere diğer dört ülkeyle de kesişerek uzanan konumu itibariyle, stratejik öneme sahiptir.
Ayrıca, Zambezi ve Okavango ırmakları gibi, kurak Güney Afrika bölgesinin
en önemli nehirlerinin buradan geçmesi sebebiyle de önem arz etmektedir.

100 bin kişilik Kaprivi nüfsununu büyük çoğunluğu Lozi dilini konuşmakta ve Zambia sınırındaki Lozilerle ortak bir tarih ve kültürü paylaşmaktadır. 556 bin kişilik etnik bir grup olan Loziler'in büyük bir kısmı Zambia'da yaşamakta,
70 bini kuzey-batı Zimbabve, 14 bini kuzey Botswana ve 17 bini ise Kaprivi'de bulunmaktadır.

Doğu Kaprivi'de yaşayan Loziler, kendilerini diğer Namibya halklarından ayrı görerek, özerklik ve batı Zambia'daki Lozilerle daha yakın ilişki içersine girmek amacıyla 1994 yılında Kaprivi Kurtuluş Cephesi'ni kurdular.
Kaprivi milliyetçi hareketi liderleri, Zambia'daki ayrılıkçı Barotse Vatansever Cephesi önderleri ile görüşmelerde bulundu. Kaprivi hareketi, Namibya güdümünde idare edilen Ovambo Lozileri ile olan benzerlik nedeniyle, Zambia'daki Loziler'den de destek gördü.

Kaprivi Bölgesi'nde yaşayan 2500 Namibyalı'nın bölgedeki gerilim dolayısıyla Botswana'ya sığındıkları belirtilmektedir. Bölgeden kaçanların bir çoğu
ülkelerine dönmelerine rağmen, aralarında örgüt lideri Mishake Muyonga'nın
da bulunduğu cephe yöneticileri halen sürgündedir.

Namibya yönetimi, 1998 yılında Kaprivi Kurtuluş Cephesi'ne ait bir askerî eğitim kampının yerinin tesbit edildiğini ancak, tesbiti müteakip 15 cephe yöneticisinin Botswana'ya kaçtığını duyurmuştur. Namibya Hükümeti, 1999 Ağustos ayında, Doğu Kaprivi Bölgesi'nde olağanüstü hâl ilân etmiştir.
Söz konusu uygulama kararı, Kaprivi Kurtuluş Cephesi'nin Katima Mulilo kasabasındaki, askerî üs, polis karakolu ve diğer tesislere yönelik saldırı düzenleyerek 15 kişinin ölümüne yol açmasından sonra alınmıştır.

Son dönem itibariyle, 300 ile 600 kişinin, Kaprivi Kurtuluş Ordusu'yla iltisaklı olduklarından şüpheyle gözaltına alındıkları tahmin edilmektedir.

* ÇEKİRDEK FRAKSİYONU

TANIMI
Kökeni 1957'de dağılan Japon Komünist Partisi'ne dayanan, aşırı solcu radikal
bir gruptur.
Ülkenin en büyük yerel militan grubu olup; siyasî kanat haricinde, Kansai Devrimci Ordusu isimli küçük ve gizli silâhlı bir birimi de bulunmaktadır.
Finansmanını üye aidatları, kendine ait gazete satışları ve çeşitli kampanyalarla sağlamaktadır.
FAALİYETLERİ
Geçmiş dönem içerisinde, genel protesto eylemlerine iştirak ederek, çiftçilerin Narita Havaalanı inşasına karşı gösterilerine destek vermeleri haricinde, 1985
ve 1986'da Japon tren yollarına karşı sabotaj, mülke zarar verme amaçlı el yapımı, tahrip gücü az bomba ve yanıcı maddelerle girişilen eylemlerin
yanı sıra ABD askerî ve diplomatik hedeflerine karşı girişilen küçük çaplı roket saldırıları düzenlemiş olup, sözkonusu saldırılarda ölen veya yararlanan herhangi bir ABD'li olmamıştır.

Örgütün son dönem itibariyle terör eylemi bulunmamaktadır.
GÜCÜ
3500 kişi
YERLEŞİM/FAALİYET ALANI
Japonya
DIŞ YARDIM
Bilindiği kadarıyla bulunmamaktadır

* Timor Ulusal Direniş Konseyi

Diğer Portekiz kolonilerinin aksine, önceden Doğu Timor'da zaman zaman yaşanan ayaklanma  ve kargaşa emareleri haricinde, her hangi bir bağımsızlık hareketi bulunmamaktaydı.

1974 yılında üç siyasî hareket oluştu;

  • Aşamalı olarak otonomiye geçişi müteakip, Portekiz'le yapılacak işbirliği sonrasında bağımsızlığı amaçlayan Timor Demokratik Birliği (UDT) -ki daha sonra Endonezya ile birleşme yönünde karar değiştirdi,
  • Bağımsızlığı savunan Timor Devrimci Cephesi (FRETILIN),
  • Endonezya ile entegrasyonu savunan Timor Demokratik Halk Birliği.

UDT, sonradan genel olarak Anti-Komünist Hareketi (MAC) olarak bilinen, Endonezya yanlısı partilerin oluşturduğu gruba dahil oldu.

Portekiz, 1975 yılında sözkonusu örgütlerle, bölgenin geleceği hakkında temaslarda bulundu. Seçim; bağımsızlık, Portekiz  haricinde bdiğer bir devlet
ile birleşme (- ki pratikte Endonezya anlamına geliyordu) veya Portekiz ile işbirliği yönünde olacaktı.

Bu arada yerel seçimler yapıldı. Ancak seçimleri müteakip UDT yönetime el koydu. Timor Devrimci Cephesi karşı darbe yaptı. Bölgenin başkenti olan Dili Timor, Devrimci Cephe'nin eline geçti.
Çatışmalara bir çok siyasî grup iştirak etti. Portekiz yetkilileri bu grupların hiçbirisinin yanında yer almadığını belirtti.

Güvenlik nedeniyle, Portekizli yetkililer, 26-27 Ağustos 1975'te başkentten ayrılarak bölgenin bir parçası olan Atauro Adası'na yerleştiler.

Doğu Timor örgütler, bölgenin geleceğine yönelik birbrileriyle çelişen politikalarını savunmaya devam ederken, Portekiz, örgütlerle müteakip görüşmelerde bulunmak üzere girişimlere başladı. Ama durum, MAC'ın, Kasım 1975'te Doğu Timor'un Endonezya ile birleştiğini duyurması ve buna karşılık FRETILIN'in 28 Kasım 1975'te Doğu Timor Demokratik Cumhuriyeti'ni ilân etmesiyle daha karmaşık bir hâl aldı.
Birleşmiş Milletler bu ilânların hiçbirini, Doğu Timor'un kendi kaderini tayin etmesi olarak kabul etmedi.
Birkaç gün sonra, 7 Aralık 1975'te, Endonezya Silâhlı Kuvvetleri Doğu Timor'a girdi. Ertesi gün Portekiz yönetimi Atauro Adası'ndan ayrıldı.

FRETILIN'in, Endonezya sınırına yakın olan bu bölgede güçlenmesi, durumu bir tehdit olarak algılayan Endonezya yönetimini alarma geçirdi.

Timorlu FRETILIN karşıtlarının başvuruları üzerine, Endonezya Silâhlı Kuvvetleri Doğu Timor'a müdahale etti ve 1975-76 yıllarında FRETILIN düzenli birliklerini bertaraf etti. Süreç, Aralık 1978'de FRETILIN kuvvetlerinin, Matebias Dağı'ndaki lojistik üslerinin tasfiyesiyle sonuçlandı.

FRETILIN'in kadro ve liderlerinin topluca teslim olmasıyla başlayan Seroja Operasyonu, örgüt lideri Nicolau Lobato'nun öldürülmesiyle neticelendi.

Örgüt, günümüzde halen küçük ölçekli gerilla faaliyetlerine devam etmektedir.

FRETILIN, 1984 yılında sözde Doğu Timor Demokratik Cumhuriyeti iddiasından vazgeçti. FRETILIN, 1975 işgalinden beri düzenli gerilla faaliyetlerine devam etmektedir. 1990'lı yılların ortaları itibârıyla FRETILIN/FALINTIL'ın 200'den az savaşçısı olduğu  tahmin edilmektedir.

Xanana Gusmao'nun liderliğini yaptığı Maubere Direnişi Ulusal Konseyi (CNRM); 1987 sonlarında, yurtdışında ve Timor Demokratik Birliği'nde görev yapan FRETILIN Delegasyonu arasındaki çekişmelere son vererek, Maubere (Doğu Timor) halkını birleştirip mücadeleye önderlik etmek amacıyla kurulan
geniş tabalı bir organizasyondur.

Jose Ramos-Horta, 1989 yılında CNRM'nin yurtdışı özel temsilcisi olarak tayin edilmiştir. CNRM'nin Gizli Direniş ve Sivil Cephe Sekreteri Pedro Nunes
1 Haziran 1995'te yakalanarak öldürülmüştür.

FALINTIL, Doğu Timor Ulusal Kurtuluş Ordusu 1975 yılında kuruldu.
20 Ağustos 1975'te FRETILIN; FALINTIL'e, UDT'nin 11 Ağustus 1975 günü başlayan darbe girişimine son vermesini emretti. Doğu Timor'un bağımsızlık yanlısı hareketinin silâhlı kanadı olan FALINTIL, Xanana Gusmao tarafından yönetilmektedir.
Jakarta tarafından 1993 yılında silâhlı ayaklanma suçundan ölüm cezasına çarptırılan Gusmao'nun cezası sonradan 20 yıl hapise çevrildi. Xanana
Gusmao Şubat 1999'da, 1993 yılından beri tutuklu bulunduğu Jakarta'daki Cipinang Devlet Hapishanesi'nden çıkartılarak ev hapsine alınmıştır.

Nisan 1998 sonunda Portekiz'de yapılan I.Doğu Timor Ulusal Kongresi'nde kurulan Timor Ulusal Direniş Konseyi; FRETILIN'in eski siyasî hasmı Timor Demokratik Birliği'yle birlikte, APODETİ (Timor Demokratik Halk Birliği) ve
KOTA (Kalibun Oan Timor Aswean)'yı da kapsayan yeni bir şemsiye
niteliğindedir.

UDT (Timor Demokratik Birliği) lideri Joao Carrascalao, Xanana Gusmao (hapisteki Timor Direniş lideri)'yu silâhlı mücadelenin önderliğini yaptığı 20 yıl sonrasında, direnişin en büyük lideri olarak benimsediğini açıkladı.

Bu açıklama, UDT ve FRETILIN üyeleri arasında, kongreye kadar bölünmelere yol açtı.

Jose Ramos Horta (Timor Direnişi'nin yurtdışındaki sözcüsü ve 1996 Nobel Barış Ödülü sahibi), Ulusal Konsey ve Yürütme Kurulu Başkan Yardımcılığı'na seçildi.

* Demokrasiyi Savunma Ulusal Konseyi
* Demokrasi Savunma Kuvvetleri

CNDD/FDD, Burundi'deki en büyük Hutu isyancı grubu olup, halen CNDD'den Leonard Nyangoma ve CNDD/FDD'den Jean-Bosco Ndayikengurukiye 'ninki
olmak üzere iki fraksiyona bölünmüştür.

Kabila'nın yönetime gelmesiyle, FDD, doğu DRC'deki bir çok üssünü kaybetmiş ve isyancılar, içeriden veya civarından faaliyetlerini yürüttükleri Batı Tanzanya'daki göçmen kamplarına yerleşmişlerdir.

Ancak FDD, 1998 savaşından berii Kaliba Kuvvetleri'ni RCD'ye karşı desteklemeleri karşılığında, Doğu Kongo'da yeniden üslenmeye başlamıştır.

İsyancı gruplara kabul edilme (üye olma) etnik kimliğin ötesinde, mensup
olunan aile  ve coğrafyaya dayanmaktadır. CNDD, 1994'te, Hutu Başkanı Melchior Nndadaye'nin öldürülmesinden bir yıl sonra kurulmuş olup, siyasî kanadı genelde güney bölgesindeki entellektüellerden oluşmaktadır.

Ancak savaşçıların bir çoğu, ülkenin diğer bölgelerinden gelmişlerdir, ki bu husus grupta bölünmelere neden olmuştur

* Daimi İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu

TANIMI    

Daimi İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu, kendisini İngiliz Kuvvetleri'nin Kuzey İrlanda'dan çekilmesi ve İrlanda'nın birleşmesine adamış, IRA (İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu) ateşkesine karşı olan radikal bir terörist gruptur.

Daimi IRA ("daimi" terimini kaldırmaya gayret etmektedir) 1986 yılında, Sein Fein'in, Kuzey İrlanda'da Hür İrlanda Devleti ve diğer İngiliz kurumları için yapılan seçimlere katılma kararına tepki olarak kurulmuştur.

Daimi IRA, her ne kadar her hangi bir siyasal parti ile işbirliği yapmasa da, Cumhuriyetçi Sein Fein ile benzer politikaları savunmaktadır.

Terörizmi Engelleme Yasası'na göre, Kuzey İrlanda Yönetimi'nin, Birleşik
Krallık ve Kuzey İrlanda'daki her hangi bir terörist faaliyetle alâkalı veya
faaliyeti savunan veya teşvik eden örgütleri yasaklama yetkisi bulunmaktadır. Yasaklanan bu paramiliter gruplara üye olanlar 10 yıla kadar hapis cezasına
çarptırılabilir.

Haziran 1997'de Yönetim, Daimi IRA'nın faaliyetlerini yasakladı.

FAALİYETLERİ    

Bombalama, suikast, adam kaçırma, gasp ve hırsızlık.
1994'deki ateşkes ilânı öncesinde, üst düzey İngiliz devlet memurlarını, Kuzey İrlanda'daki İngiliz asker ve polislerini ve Kuzey İrlanda'daki Kralcı paramiliter grupları hedef alan eylemler gerçekleştirmiştir.
Ateşkesi bozdukları Şubat 1996'dan beri IRA, tren ve metro istasyonları, İngiltere merkezindeki alışveriş merkezleri, Kuzey İrlanda'daki İngiliz askerleri
ve Kraliyet Ulster Jandarma Birlikleri ile Avrupa'da bir İngiliz askeri tesisine yönelik bombalı saldırıların sorumluluğunu üstlenmiş olup, aralarında Eylül 1997'de Markethill'de bir arabanın bombalanmasının da yer aldığı diğer mezheplere yönelik bir dizi saldırının da zanlısı durumundadır. 

GÜCÜ    

1997 sonu itibarıyla 100 kadar aktif üyesi ve yüzlerce sempatizanı bulunduğu tahmin edilmektedir. 
Gücü ve faaliyetlerinin profesyonelliği, IRA''dan ayrılanların sayısıyla birlikte artmaktadır.
En güçlü yerinin Fermanagh olduğu ve Belfast'a nazaran Derry'de daha çok imkân ve kâbiliyetinin bulunduğu düşünülmektedir.

YERLEŞİM/FAALİYET ALANI    
Kuzey İrlanda, İrlanda Cumhuriyeti, İngiltere ve Avrupa 
DIŞ YARDIM    
Bir çok grup ve ülke ile birlikte, Libya'dan - bir kez de FKÖ'den - önemli ölçüde eğitim ve silâh yardımı almaktadır. ABD'deki sempatizanlarından da maddî ve silâh yardımı aldıkları tahmin edilmektedir, ayrıca eylemlerindeki benzerlik ETA ile de ilişkisi bulunabileceği varsayımına yol açmaktadır.

DAYAK

Batı Kalimantan'da, Dayak ve Maduralılar arasında, geçmiş dönemde bir çok defalar yaşanan şiddet eylemleri, son 20 yıl içerisinde 8 kat artış göstermiştir.

Aralık 1996 sonunda başlayan savaş nedeniyle, yüzlerce insanın öldüğü ve binlercesinin de evlerini terk ettiği Batı Kalimantan'daki etnik gerginlik devam etmektedir.

Yerli Dayaklar, Madura Göçmenleri  ve Ordu arasında Ocak 1997'de başlayan çatışmalar, 500 kişinin ölümüyle sonuçlanmıştır (Ordu, 300 kişi olarak açıklamaktadır).

Ordu, 6 Müfreze ve Ordu Stratejik Yedek Birlikleri'ni de içeren 3000 kişilik bir birliği, kabileler ile savaşmak üzere bölgeye göndermiş ve sonuç itibariyle,
her an bozulma ihtimali bulunsa da bir ateşkes imzalanmasını sağlamıştır.

Mart 1999 sonlarında Endonezya basını, 33.000 Madura Göçmeni'nin başkent Pontiak'a sığındığını duyurmuştur.

Bölgede yaşanan şiddet, uzun yıllar önceki huzursuzluğa dayanmakta,
Dayaklar ve Maduralılar arasındaki çatışmaların başlangıcı, Pontiak'ta bir çok kişinin hayatını kaybettiği 1983 yılındaki olaylara dayanmaktadır.

Java ve Madura (Java'nın güney doğusu) Adaları'ndaki bir çok topraksız köylü; hükümetin herkese toprak, ev ve yiyecek vaad eden "yeniden yerleştirme politikası" doğrultusunda Batı Kalimantan'a göç etmiştir.

Hristiyanlığı kabul eden ve bölge nüfusunun % 30'unu oluşturan Dayaklar ile Müslüman Maduralılar arasındaki gerginlik, göçmenlerin, yerli nüfusunun elindeki toprak ve işleri alacağı kaygısıyla alevlenmiştir.

Hükümetin yeniden yerleşim, gelişme ve büyük ölçekli ticarî proje ve politikalarıyla, Dayak toplumunun uzun yıllardır yaşadığı geleneksel ormanlık alanları ellerinden alınmıştır.

Antropolojik kayıtlar, Dayaklar'ın; düşmanın kafasını kesmenin, kurbanın
gücünü elde etmek inancından kaynaklanan, kelle avcılığı geleneğiyle anıldığını belirtmektedir.

* Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi (FDKC)

TANIMI

1969 yılında Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC)'den ayrılarak kurulan Marksist-Leninist bir örgüttür. 
Filistin ulusal amaçlarının, yalnızca halk devrimi ile gerçekleşeceğini savunur.
1980'lerin başında, Arafat ve muhalifleri arasında orta yol politikası izledi. 1991'de ikiye bölündü.
Nayif Hawatmeh, grupta egemen olan, muhafazakâr (sertlik yanlısı) çoğunluğun lideridir.
1993'te imzalanan Deklerasyon'a karşı çıkarak, Filistin Güçler İttifakı (FGİ)'na katıldı.
İdeolojik anlaşmazlıklardan dolayı FGİ'den -FDKC'den de- ayrıldı.
1990 ortalarından beri FHKC ile birleşmek için girişimlerde bulunmaktdır.

FAALİYETLERİ
1970'lerde, İrail'de ve işgal altındaki topraklarda, İsrail hedeflerine yönelik
küçük çaplı bazı bombalama ve saldırı eylemleri ile bir takım kayda değer operasyonlar gerçekleştirmiştir.
1988'den beri sadece sınır saldırıları gerçekleştirmekte olup, İsrail-FKÖ Barış Anlaşması'na karşı çıkmaya devam etmektedir.
GÜCÜ
500 kişilik bir gücü olduğu tahmin edilmektedir (her iki fraksiyon dahil). 
YERLEŞİM/FAALİYET ALANI
Suriye, Lübnan ve işgal altındaki topraklar; terörist eylemleri sadece İsrail ve işgal altındaki topraklarda gerçekleştirmiştir. 
Zaman zaman Güney Lübnan'da gerilla eylemleri gerçekleştirmektedir.
DIŞ YARDIM
Suriye'den sınırlı maddî ve askerî yardım almaktadır.

*  Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi (DHKP/C)
* Devrimci Sol

TANIMI

Aslen Türkiye Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi'nden ayrılarak, 1978 yılında
Devrimci Sol ~ Dev-Sol olarak kurulmuştur. 

1994 yılında fraksiyonel çekişme sonucu yeniden adlandırılmıştır. Halen
Marksist ideoloji ile ABD ve NATO karşıtı fikirleri savunmaktadır.

FAALİYETLERİ
1980'lerin sonundan beri Türk Silâhlı Kuvvetleri ve Güvenlik Güçleri'nde görev yapan muvazzaf ve emekli personele yönelik eylemlerde yoğunlaşmıştır.
1990'da yurtdışı hedeflere yönelik kampanya başlatmıştır.
Körfez Savaşı'nı protesto ederek, ABD'li iki askerî müteahhiti öldürmüş, bir
ABD Hava Kuvvetleri görevlisini de yaralamıştır.
1992 yılında, ABD İstanbul Başkonsolosluğu'na yönelik roket saldırısında bulunmuştur.
1996 yılında DHKP/C adına ilk önemli eylemi olan, önde gelen bir Türk işadamının öldürülmesi eylemini gerçekleştirmiştir.
GÜCÜ
Bilinmemektedir.
YERLEŞİM/FAALİYET ALANI
Başta İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana olmak üzere Türkiye'de saldırı eylemleri gerçekleştirmektedir.
Batı Avrupa'da örgüte gelir sağlama amaçlı yapılanması bulunmaktadır.
DIŞ YARDIM
Bilinmemektedir.

* ESSA - Doğu Shan Eyalet Ordusu
* MTA - Mong Tai Ordusu
* MNDAA - Myanmar Ulusal Demokratik İttifak Ordusu
* UWSA - Birleşik Wa Eyalet Ordusu

Burma (Myanmar), dünyadaki en önemli afyon üreticisidir. Güney Asya'da ekili afyonun yüzde 84'ünü üretmektedir. Bu yasadışı uyuşturucu üretiminin çoğu, Burma Devleti'nin hâkimiyetinde yetersiz kaldığı Kokang ve Wa Bölgeleri gibi, Shan Eyaleti içerisinde yer alan etnik azınlıkların yaşadığı topraklarda
gerçekleşmektedir.

1989'dan beri Devlet Hukuk ve Kamu Düzeni Restorasyon Konseyi (DHKDK); bölgenin kontrolünü elinde bulunduran uyuşturucu tacirleri ile ayaklanmalarına son vermek şartıyla, sınırlı otonomi ve kalkınma desteği vermek konusunda görüşmeler yapmaktadır.

DHKDK'nın birinci önceliği, çatışmalara ve ülke güvenliğine yönelik tehditlere
son vermek olduğundan, her ne kadar söz konusu grupların aşamalı olarak afyon üretimi ve uyuşturucu ticareti faaliyetlerini azaltma yönünde karar aldığı bildirilse de, bölgeye yönelik uyuşturucu ile mücadele girişimleri ikinci
plânda kalmaktadır.

Khun Sa'nın teslim olmasından sonra, Kokang, Wa ve Essa gibi bölgeler, afyonun diğer bölgelere nazaran daha rahat üretilip işlendiği, uyuşturucu  trafiğinin emniyete alındığı kurtarılmış bölgeler haline gelmiştir. DHKDK; etnik gruplar üzerinde kontrol sağlama amaçlı girişimleri doğrultusunda, bahsekonu
silâhlı uyuşturucu ordusu liderlerine önemli siyasal meşruiyet vaadinde bulunmuş ve bunlardan bazıları, hükümetin Ulusal Anayasal Oturumları'na
iştirak etmişlerdir. Bu liderler, Rangoon ile ilişkilerini, - elde edilen refah etnik bölgelerde yaşayan sıradan insana yansımasa da - ticarî faaliyetlerini (legal,
illegal) geliştirme yönünde istismar etmişlerdir.

DHKDK, Ocak 1996 ayında, ünlü uyuşturucu kralı Khun Sa ve Mong Tai Ordusu'nun teslim olmasını görüşmüştür. DHKDK'nın anlaşma şartları, kendisi
ve silâhlarını teslim ederek, illegal faaliyetlerine son vermesi karşılığında Khun Sa'ya, Rangoon'da devlet gözetiminde yaşaması ve dolaylı olarak üçüncü taraflar vasıtasıyla ticarî faaliyetlerine devam etmesini ve geçmiş dönemdeki faaliyetlerinden sorumlu tutulmamasını öngörmekteydi.

Mong Tai Ordusu dağıldı, ancak Khun Sa ve MTA'daki arkadaşlarının
uyuşturucu ticareti ile halen iltisaklı olduğu belirtilmektedir. Diğer gruplar ve özellikle de Khun Sa'dan boşalan alana yerleşen Wa örgütü vasıtasıyla, Burma üzerinden yürüyen uyuşturucu trafiğinde bir azalma olmamıştır.

Dahası, Khun Sa, Burma'da yargı önüne çıkartılmamış ve Burma Hükümeti, adıgeçenin ABD'de yargılanması yönündeki  teklifleri reddetmiştir.

DHKDK, Khun Sa'ya saygı göstererek onurlandırmaya devam etmektedir. Khun Sa'nın teslim olması, Burma Ordusu'na, geçmiş dönemde MTA'nın otoritesinde bulunan yerleri kontrol etme imkânı tanımıştır. Ordu bu sayede, geçici bir süre için de olsa, uyuşturucu yollarının önünü keserek, bölgedeki eroin imalathanelerinin bir kısmını yok etmiş oldu.

Birleşik Wa Eyalet Ordusu ve Myanmar Ulusal Demokratik İttifak Ordusu gibi hükümetin ateşkes sağlanması üzere görüşmelerde bulunduğu diğer yerel uyuşturucu örgütleri ise sahip oldukları silâhlı güçleri muhafaza ederek, Khun Sa'nın eski bölgelerinin bir kısmını da kontrol etmek suretiyle illegal
faaliyetlerine devam etmektedir.

Sözkonusu grupların önde gelen liderleri ;

* Doğu Shan Eyalet Ordusu Lideri;
   Sai Lin (Lin Ming-Sin),

* Myanmar Ulusal Demokratik İttifakı Ordusu Liderleri;
   Yang Mao-Liang, Peng Chia-Sheng ve Liu Go-Shi,

* Birleşik Wa Eyalet Ordusu Liderleri;
   Pao Yu-Chiang, Li Tzu-Ju ve Wei Hsueh-Kang,

* Kachin Savunma Ordusu Lideri;
   U Mahtu Naw.